'Bir an önce yasal ve hukuki adımlar atılmalı' 2026-06-03 09:05:02   AMED- Sürecin ruhuna uygun adımların atılmamasının toplumda güvensizliğe neden olduğunu belirten Tüm Bel-Sen Şubesi Eşbaşkanı Çağla Sanay, "Bir an önce yasal ve hukuki adımların atılması gerekiyor. Adımlar atılmadığı sürece bu toplumda bir ikna olmama ve güven kaybı oluşacak” dedi.   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla başlayan süreçte, PKK 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde düzenlediği 12’nci Kongresi’nde fesih kararını açıkladı. Ardından Güney Kürdistan’da silah yakma töreni gerçekleştirilirken, Apocu Hareket 26 Ekim’de Türkiye sınırları içerisindeki güçlerini geri çekeceğini duyurdu ve 16 Kasım’da geri çekilmenin tamamlandığını bildirdi. Tüm bu adımlara rağmen devlet tarafından henüz somut yasal ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmemesi, sürecin geleceğine dair tartışmaları beraberinde getiriyor. Toplumun birçok kesimi, barışın toplumsallaşması ve sürece duyulan güvenin güçlenmesi için yasal adımların gecikmeden atılması gerektiğini vurguluyor.   Barışın inşasının kadınlara ve topluma etkisine dair Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (Tüm Bel-Sen) Şubesi Eşbaşkanı Çağla Sanay konuştu.   ‘Güvenli ortamların oluşması için barışa ihtiyacımız var’   Süreçte en büyük beklentinin yasal adımların atılması olduğunu söyleyen  Çağla Sanay, “Yasal adımların atılmasıyla süreç, toplum tarafından da bir karşılık bulacak. Gelinen süreçte hükümet tarafından hiçbir adım atılmadı. Barış masalarında annelerin sesi susturulmaya çalışılıyor. Bu, hâlâ kadın mücadelesini hazmedemeyen bir hükümetle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Kadın katliamlarında herhangi bir düşüş de yaşanmadı. Her gün yeni bir kadın katliamı yaşanıyor. Madde bağımlılığı konusunda da gençler açısından bir karşılık oluşmadı. Bunlar için güvenli ortamların oluşması gerekiyordu. Bu güvenli ortamların oluşması için barışa ihtiyacımız var” dedi.   ‘Kayyımlar güvensizliği derinleştiriyor’   “Barış, kutuplaşmanın önüne geçecek bir şey” diye ifade eden Çağla Sanay, emekçiler boyutuyla da barışın inşasının önemli olduğunun altını çizerek, kayyım politikalarının emekçilere, kadınlara ve barışa yönelik büyük bir tahribat yarattığını söyledi. Çağla Sanay, “2016 yılında tüm belediyelerimize atanan kayyımların yarattığı büyük bir tahribat var. Kayyım tahribatının en büyük etkilerini ilk olarak kadınlar yaşadı. Kadınlar o süreçte daha fazla mobbinge, tacize ve sözlü, psikolojik şiddete maruz kaldılar. Biz emek mücadelesi yürütenler olarak sürekli onlarla dayanışmamızı sürdürmeye çalıştık. İnsanlar, hükümet tarafından herhangi bir adım görmedikleri gibi, yaşamış oldukları deneyimleri yeniden yaşamaya başladılar. Emekçiler üzerindeki tahribat da gün geçtikçe büyüdü. 2023 yılında kazanılan belediyelerimize yeniden kayyım atamaları devam etti. Böylesi bir süreç başlamışken, barış sürecine girilmişken kayyım atamalarının doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü bu durum kadınlar, gençler ve toplum üzerinde kaygıya neden oluyor ve barışa ikna olmama hali yaratıyor” diye belirtti.   ‘Adımlar atılmadığı sürece güven kaybı oluşacak’   Çağla Sanay, son olarak şunları dile getirdi: “Bizler bu toplumun inatçı damarlarıyız. Biz bu yaşamın gerçekliğini zihnimizin koridorlarında her zaman taşıdık ve taşımaya devam ediyoruz. Bizler bu alanlarda tüm kadın arkadaşlarımızla, gençlerle ve toplumla bir arada yürümeye de devam edeceğiz. Barış sürecine olan yaklaşımımız çok nettir. Bir an önce yasal ve hukuki adımların atılması gerekiyor. Hükümet tarafından daha şeffaf bir sürecin yürütülmesi gerekiyor. Barış süreci başlamışken hâlâ hasta tutsakları içeride tutmaya devam ediyorlar ve bu konuda da herhangi bir yasal adım atılmıyor. Bunlar da toplumda güven kaybına yol açıyor. Adımlar atılmadığı sürece bu toplumda ikna olmama hali ve güven kaybı oluşacak. Barışa olan inancımız tam, ancak tüm toplumun da güven duyacağı bir ortamın oluşması için hükümetten gerekli yasal ve hukuki adımları atmasını bekliyoruz.”