Üç sözcük bir felsefe (2)

  • 09:01 12 Eylül 2026
  • Dosya
Jina Emînî’nin katledilmesinden ‘Jin, jiyan, azadî’ isyanına
 
Dilan Babat
 
HABER MERKEZİ - İran rejiminin “ahlak polisi” tarafından 13 Eylül 2022’de Tahran’da gözaltına alınan Jina Emînî, işkenceye uğradıktan sonra götürüldüğü hastanede 16 Eylül 2022’de yaşamını yitirdi. Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından Seqiz’de başlayan protestolar, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla önce Rojhilat’a, ardından İran geneline ve dünyaya yayıldı.
 
İran rejiminin “ahlak polisi” tarafından 13 Eylül 2022’de Tahran’da gözaltına alınan Jina Emînî, üç gün sonra yaşamını yitirdi. Jina’nın katledilmesinin ardından Seqiz’de mezarı başında yükselen “Jin, jiyan, azadî”, Rojhilat’tan İran geneline yayılan kadın öncülüklü isyanın sloganı oldu.
 
Kadınların öncülüğünde büyüyen eylemler kısa sürede üniversitelere, okullara, çarşılara ve mahallelere yayıldı. İran rejimi protestolara gözaltı, tutuklama, internet kısıtlamaları ve saldırılarla karşılık verirken, aylarca süren isyanda çok sayıda kişi katledildi ve protestocular hakkında idam kararları verildi.
 
Dosyamızın ikinci bölümünde, Jina Emînî’nin katledilmesinden sonra başlayan “Jin, jiyan, azadî” isyanının gün gün nasıl büyüdüğünü ve İran rejiminin saldırılarını ele alıyoruz.
 
Rojhilat’ın Seqiz kentinde yaşayan 22 yaşındaki Jina Emînî, 2022 yılının Eylül ayında ailesiyle birlikte Tahran’a gitti. Jina Emînî, 13 Eylül’de kardeşiyle kentte bulunduğu sırada İran rejiminin “ahlak polisi” olarak bilinen İrşad Devriyeleri tarafından durduruldu. Rejim güçleri, başörtüsünü zorunlu örtünme kurallarına “uygun takmadığını” ileri sürerek Jina Emînî’yi gözaltına aldı. Kardeşinin itirazlarına rağmen polis aracına bindirilen Jina Emînî, Tahran’daki Vozara Gözaltı Merkezi’ne götürüldü.
 
Gözaltında katledildi
 
Aileye Jina Emînî’nin “eğitim ve bilgilendirme dersine” katıldıktan sonra serbest bırakılacağı söylendi. Ancak Jina Emînî gözaltında işkenceye uğradı. Bilincini kaybederek komaya giren Jina Emînî, Kasra Hastanesi’ne götürüldü ve 16 Eylül’de yaşamını yitirdi. Jina Emînî’nin katledilmesinden sonra başlayan ve aylarca devam eden protestolar, kadınların öncülüğünde İran rejimine karşı kitlesel bir isyana dönüştü.
 
14 Eylül: Komada olduğu ortaya çıktı
 
Jina Emînî’nin hastaneye götürülmesinin ardından ailesi Kasra Hastanesi’ne gitti. Aileye, Jina’nın “kalp krizi ve beyin nöbeti” geçirdiği söylendi. Ancak ailesi, Jina’nın gözaltına alınmadan önce herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığını açıkladı. Hastaneden gelen bilgilere göre, Jina’nın bilinci kapalı ve durumu ciddiyetini koruyordu. Jina’nın yoğun bakımda çekilen fotoğrafları dijital medyada paylaşılmaya başlandı. Başında ve yüzünde işkence izleri bulunduğunu gösteren görüntüler, İran ve Rojhilat’ta tepkiye neden oldu.
 
Ailesi ve insan hakları savunucuları, Jina’nın gözaltında işkenceye uğradığını belirterek sorumluların açıklanmasını istedi.
 
15 Eylül: Gözaltında şiddet iddiaları yayıldı
 
Jina’nın yoğun bakımdaki tedavisi devam ederken, gözaltı aracında ve Vozara Gözaltı Merkezi’nde bulunan kadınların anlatımları kamuoyuna yansıdı. Tanıklar, rejim güçlerinin Jina’ya şiddet uyguladığını bildirdi. Jina’nın beyin fonksiyonlarının ciddi biçimde zarar gördüğüne ilişkin bilgiler paylaşılırken, İran rejimi işkence iddialarını reddetti. Rejim güçleri, Jina’ya işkence etmediklerini iddia etti.
 
Jina’nın ailesi ise bu açıklamaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak Jina’nın sağlıklı olduğunu ve gözaltına alınmadan önce herhangi bir rahatsızlık yaşamadığını paylaştı.
 
Jina’nın hastanedeki görüntüleri ve gözaltında işkenceye uğradığına ilişkin tanıklıklar, dijital medyada geniş bir şekilde yayıldı. Kadınlar, Jina’nın yaşadıklarının İran rejiminin zorunlu başörtüsü politikalarının sonucu olduğunu dile getirerek tepki göstermeye başladı.
 
16 Eylül: Jina Emînî yaşamını yitirdi
 
Üç gün yoğun bakımda tutulan Jina Emînî, 16 Eylül’de yaşamını yitirdi. Jina Emînî’nin katledildiği haberinin duyulmasının ardından Kasra Hastanesi önünde protestolar başladı. Hastanenin çevresine çok sayıda rejim gücü konuşlandırıldı. Kadınlar ve insan hakları savunucuları, Jina Emînî’nin gözaltında katledildiğini belirterek sorumluların yargılanmasını istedi. Dijital medyada Jina’nın Kürtçe adıyla ve “Mahsa Amini” adıyla açılan etiketler kısa sürede dünya gündemine girdi. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, olay hakkında soruşturma başlatılması talimatı verdiğini duyurdu. Tahran polisi ise Jina Emînî’nin “ani kalp yetmezliği” nedeniyle yaşamını yitirdiğini savundu. Aile bu açıklamayı reddetti.
 
Jina Emînî’nin annesi Müjgân İftixarî ve babası Emced Emînî, kızlarının herhangi bir kalp hastalığının olmadığını söyledi. Aile, Jina Emînî’nin gözaltında işkenceye uğradığını ve gerçeğin gizlenmeye çalışıldığını kaydetti.
 
17 Eylül: Seqiz’deki cenaze töreni isyana dönüştü
 
Jina Emînî’nin cenazesi, 17 Eylül’de doğduğu kent olan Seqiz’e götürüldü. Rejim güçleri, kitlesel protestoların önüne geçmek amacıyla ailenin cenazeyi gece saatlerinde ve sessizce defnetmesini istedi. Ailesi bu talebi kabul etmedi. Jina Emînî, Seqiz’deki Ayçi Mezarlığı’nda binlerce kişinin katıldığı törenle toprağa verildi. Kadınlar, cenaze töreninde zorunlu başörtüsü uygulamasını protesto etmek amacıyla başörtülerini çıkardı.
 
Mezarlıkta ilk kez kitlesel biçimde “Jin, jiyan, azadî” sloganı yükseldi. Kürt kadın hareketinin özgürlük mücadelesiyle özdeşleşen slogan, Jina Emînî’nin mezarı başından bütün İran’a yayılan isyanın temel sloganı oldu. Jina Emînî’nin mezarına Kürtçe, “Sevgili Jina, ölmeyeceksin. Adın bir sembole dönüşecek” sözleri yazıldı.
 
Cenazenin ardından Seqiz merkezine yürümek isteyenlere rejim güçleri gaz bombası ve saçma kullanarak saldırdı. Çok sayıda kişi yaralandı. Seqiz’de başlayan protestolar aynı gün Sine başta olmak üzere Rojhilatê Kurdistan’ın farklı kentlerine yayıldı.
 
18 Eylül: Protestolar Rojhilat kentlerine yayıldı
 
Seqiz’de başlayan protestoların ikinci gününde Sine, Dîwandere, Merîwan ve Bane gibi kentlerde halk sokaklara çıktı. Eylemlerde Jina Emînî’nin katledilmesinin aydınlatılması ve zorunlu başörtüsü uygulamasına son verilmesi istendi. Kadınlar eylemlerin ön saflarında yer aldı. Başörtülerini çıkaran kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla rejimin kadın politikalarına tepki gösterdi.
 
Tahran’daki üniversitelerde de öğrenciler Jina Emînî’nin katledilmesini protesto etmeye başladı. Böylece protestolar Rojhilat kentlerinin dışına çıkarak İran’ın merkezine doğru yayıldı.
 
19 Eylül: Genel grev çağrısı karşılık buldu
 
Rojhilat’ta bulunan siyasi parti ve örgütlerin genel grev çağrısı üzerine Seqiz, Sine, Dîwandere, Mahabad, Bokan ve birçok kentte esnaf kepenk kapattı. Greve öğrenciler, emekçiler ve farklı toplumsal kesimler destek verdi. Tahran, Reşt, İsfahan ve Meşhed gibi kentlerde de protestolar düzenlendi. Üniversite öğrencileri dersleri boykot ederek kampüslerde eylemler gerçekleştirdi. Rejim güçleri protestolara ateşli silah, metal saçma, gaz bombası, tazyikli su ve coplarla saldırdı. Rojhilat kentlerinde protestocuların yaşamını yitirdiğine ilişkin ilk haberler gelmeye başladı. Aynı gün Seqiz ve Sine başta olmak üzere protestoların yoğunlaştığı kentlerde internet ve telefon bağlantılarında kısıtlamalar yaşandı.
 
20 Eylül: Protestolar birçok eyalete ulaştı
 
Eylemler kısa sürede İran’ın çok sayıda eyaletine yayıldı. Kadınlar sokaklarda başörtülerini çıkarıp yakarken, bazı kadınlar saçlarını keserek Jina Emînî’nin katledilmesini ve zorunlu örtünme politikalarını protesto etti. “Jin, jiyan, azadî” sloganının yanı sıra rejimi hedef alan sloganlar da yükselmeye başladı. Böylece Jina Emînî’nin katledilmesine duyulan tepki, İran rejiminin bütün baskı politikalarının sorgulandığı kitlesel bir harekete dönüştü. Uluslararası Af Örgütü, 19 ve 20 Eylül’de Kürdistan, Kirmanşah ve Batı Azerbaycan eyaletlerindeki protestolarda aralarında bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu en az 8 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Örgüt, yaşamını yitirenlerden bazılarının yakın mesafeden metal saçmalarla vurulduğunu belirtti.
 
21 Eylül: İnternet ve sosyal medya engellendi
 
Protestoların büyümesi üzerine İran rejimi internet erişimini daha geniş çapta kısıtladı. Instagram ve WhatsApp’a erişim engellenirken, mobil internet bağlantıları birçok kentte kesildi. İnternet kısıtlamalarıyla protestoların örgütlenmesinin ve rejim güçlerinin saldırılarına ait görüntülerin dünya kamuoyuna ulaşmasının engellenmesi amaçlandı. Buna rağmen eylemlerde çekilen görüntüler farklı yollarla paylaşılmaya devam etti. Kadınların başörtülerini yakması, saçlarını kesmesi ve rejim güçlerinin karşısında “Jin, jiyan, azadî” sloganını haykırması dünya kamuoyunda geniş yankı buldu.
 
İnsan hakları örgütleri, İran rejiminin protestoculara karşı gerçek mermi, metal saçma, gaz bombası ve cop kullandığını duyurdu.
 
22 Eylül: Gazeteciler de hedef alındı
 
Jina Emînî’nin hastanedeki durumunu ve ailesinin bekleyişini haberleştiren gazeteci Nilüfer Hamedi, rejim güçleri tarafından gözaltına alındı. Nilüfer Hamedi’nin daha sonra hazırlanan iddianamelerde Jina Emînî’nin katledilmesinden sonra başlayan protestoların örgütleyicilerinden biriymiş gibi gösterilmesi dikkat çekti. Protestoları takip eden gazeteciler, insan hakları savunucuları, öğrenciler ve kadın aktivistler gözaltına alınmaya başladı.
Aynı gün ABD yönetimi, Jina Emînî’nin gözaltında katledilmesi ve protestoculara yönelik saldırılar nedeniyle İran’ın “ahlak polisi” ile bazı rejim yetkililerine yaptırım kararı aldı.
 
23-24 Eylül: Eylemler sınırları aştı
 
İran ve Rojhilat’taki eylemler devam ederken, dünyanın birçok ülkesinde dayanışma gösterileri düzenlendi. Avrupa’dan Amerika’ya, Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya kadar birçok yerde kadınlar meydanlara çıktı. Kadınlar saçlarını keserek ve başörtülerini yakarak Jina Emînî’nin katledilmesini protesto etti. Eylemlerde Kürtçe “Jin, jiyan, azadî” sloganı kendi özgün haliyle kullanıldı. İran rejimi ise protestoları “dış güçlerin müdahalesi” olarak göstermeye çalıştı. Rejim yanlısı gösteriler düzenlenirken, protestoculara yönelik gözaltı ve saldırılar sürdü.
 
25-26 Eylül: Üniversitelerde boykotlar başladı
 
Çok sayıda üniversitede öğrenciler dersleri boykot etti. Tahran, Tebriz, İsfahan, Şiraz ve Meşhed’deki üniversitelerde öğrenciler Jina Emînî için eylemler düzenledi. Kadın öğrenciler başörtülerini çıkararak rejimin zorunlu örtünme politikalarına karşı çıktı. Öğrencilerin eylemlerine akademisyenlerden ve farklı meslek gruplarından destek geldi. Rejim güçleri üniversite kampüslerine müdahale ederken, çok sayıda öğrenci gözaltına alındı. Bazı üniversiteler yüz yüze eğitime ara verme kararı aldı.
 
27 Eylül: BM’den rejime çağrı
 
Birleşmiş Milletler (BM), protestolara yönelik saldırılardan duyduğu kaygıyı açıkladı. İran rejimine “gereksiz ve orantısız güç kullanmama” çağrısı yapıldı. BM’nin o tarihte paylaştığı bilgilere göre protestoların ilk 11 gününde yüzlerce kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında insan hakları savunucuları, avukatlar, kadın aktivistler ve en az 18 gazeteci bulunuyordu. Buna rağmen İran rejimi protestolara yönelik saldırılarını sürdürdü.
 
28 Eylül: ‘Baraye’ protestoların şarkısı oldu
 
İranlı müzisyen Şervin Hacipur, protestocuların dijital medyada paylaştığı mesajlardan yola çıkarak “Baraye” isimli şarkıyı yayımladı. Kadınların özgürlük, eşitlik ve gelecek taleplerini anlatan şarkı kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı. “Baraye”, “Jin, jiyan, azadî” isyanının simge şarkılarından biri haline geldi. Şervin Hacipur, şarkının yayımlanmasından kısa bir süre sonra rejim güçleri tarafından gözaltına alındı.
 
29 Eylül: Cenazeyi takip eden gazeteci gözaltına alındı
 
Jina Emînî’nin Seqiz’deki cenaze törenini takip eden gazeteci Elahe Muhammedî, rejim güçleri tarafından gözaltına alındı. Nilüfer Hamedi ve Elahe Muhammedî’nin tutuklanması, Jina Emînî’nin katledilmesine ilişkin gerçekleri ve protestoları haberleştiren gazetecilere yönelik baskının sembollerinden biri oldu. İnternet kısıtlamaları da genişletildi. Rejim, protestocuların haberleşmesini ve görüntülerin ülke dışına çıkarılmasını engellemeye çalıştı.
 
30 Eylül: Zahidan’da ‘Kanlı Cuma’
 
Sistan-Belucistan’ın Zahidan kentinde cuma namazının ardından düzenlenen protestolara rejim güçleri ateş açtı. İnsan hakları örgütleri, onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. “Kanlı Cuma” olarak anılan katliamın yaşandığı eylemler, bir polis yetkilisinin bir çocuğa tecavüz ettiği yönündeki iddialar ile Jina Emînî’nin katledilmesine karşı biriken tepkinin birleşmesi sonucu düzenlendi. Zahidan’daki saldırı, rejimin protestoları bastırmak için uyguladığı en ağır saldırılardan biri oldu.
 
1 Ekim: Dünya genelinde kadınlar alanlarda
 
Jina Emînî için dünyanın birçok ülkesinde eş zamanlı dayanışma eylemleri düzenlendi. Avrupa’nın ve dünyanın farklı ülkelerinde on binlerce kişi “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla alanlara çıktı. Kürt kadınların öncülük ettiği eylemlerde, İran rejiminin kadınlara ve halklara yönelik baskılarına son verilmesi istendi. Jina Emînî’nin katledilmesinin uluslararası kurumlar tarafından soruşturulması çağrısı yapıldı.
 
2 Ekim: Şerif Üniversitesi kuşatıldı
 
Tahran’daki Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde öğrencilerin düzenlediği protestoya rejim güçleri saldırdı. Üniversitenin çevresi kuşatılırken, öğrencilere ateş açıldığı ve çok sayıda öğrencinin gözaltına alındığı bildirildi. “Şerif Üniversitesi Katliamı” olarak anılan saldırı, üniversite öğrencilerinin protestolara katılımını engelleyemedi. Sonraki günlerde İran genelindeki üniversitelerde dayanışma eylemleri düzenlendi.
 
3 Ekim: Hamaney protestocuları hedef aldı
 
İran’ın dini lideri Ali Hamaney, Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan protestolara ilişkin ilk kapsamlı açıklamasını yaptı. Protestoları “isyan” olarak nitelendiren Ali Hamaney, eylemlerin arkasında İran’ın dışındaki güçlerin bulunduğunu öne sürdü. Ali Hamaney’in açıklaması, rejimin Jina Emînî’nin katledilmesindeki sorumluluğunu tartışmak yerine protestocuları suçlayan yaklaşımını sürdürdüğünü ortaya koydu.
 
Ekim ayı: Liseler direnişin öznesi oldu
 
Ekim ayının ilk haftasından itibaren lise öğrencileri de protestolara kitlesel biçimde katıldı. Kız çocukları okullarda başörtülerini çıkararak, rejim yöneticilerinin fotoğraflarını indirerek ve “Jin, jiyan, azadî” sloganını haykırarak eylemler düzenledi. Okullara müdahale eden rejim güçleri çok sayıda çocuğu gözaltına aldı. İnsan hakları örgütleri, protestolarda çocukların rejim güçleri tarafından katledildiğini ve yaralandığını açıkladı.
Nika Şakarimî, Sarina İsmailzade ve Asra Penahî gibi çocuk ve kadınların katledilmesi, protestoların sembollerinden biri haline geldi. Rejim, bu ölümleri “intihar”, “yüksekten düşme” ya da “hastalık” iddialarıyla açıklamaya çalışırken, aileler çocuklarının rejim güçleri tarafından katledildiğini söyledi.
 
26 Ekim: 40’ıncı günde binler mezarlığa yürüdü
 
Jina Emînî’nin katledilmesinin 40’ıncı gününde binlerce kişi, rejimin tehditlerine ve yolları kapatmasına rağmen Seqiz’deki Ayçi Mezarlığı’na yürüdü. Kadınlar ve gençler mezarlıkta “Jin, jiyan, azadî” sloganını haykırdı. Anmanın ardından Seqiz ve çevre kentlerde protestolar başladı. Rejim güçleri eylemcilere gaz bombası ve ateşli silahlarla saldırdı. Aynı gün Tahran, Sine, Mehabad, İsfahan, Şiraz ve birçok kentte eylemler gerçekleştirildi. Üniversite öğrencileri dersleri boykot etti, esnaf kepenk kapattı.
 
24 Kasım: BM araştırma misyonu kurdu
 
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Jina Emînî’nin katledilmesi ve ardından başlayan protestolarda işlenen hak ihlallerini araştırmak üzere bağımsız bir uluslararası araştırma misyonu oluşturdu. Misyonun görevi, kadınlar ve çocuklara yönelik ihlaller başta olmak üzere katletme, işkence, cinsel şiddet, keyfî gözaltı ve zorla kaybetme vakalarını belgelemek olarak açıklandı.
 
Aralık 2022: İdamlar başladı
 
İran rejimi, protestolara katılanlar hakkında idam kararları vermeye başladı. Muhsin Şikarî 8 Aralık’ta, Mecîdriza Rehneverd ise 12 Aralık’ta idam edildi. Rejim, protestoculara yönelik idamları toplumsal muhalefeti bastırmanın bir aracı olarak kullandı. İnsan hakları örgütleri, yargılamaların adil olmadığını, gözaltındaki kişilerin işkence altında ifade vermeye zorlandığını ve avukat hakkından mahrum bırakıldığını açıkladı.
 
BM: Jina gözaltındaki fiziksel şiddet sonucu yaşamını yitirdi
 
BM İran Bağımsız Uluslararası Araştırma Misyonu, 2024 yılında tamamladığı incelemede Jina Emînî’nin gözaltında uğradığı fiziksel şiddet sonucu yaşamını yitirdiğini belirledi. Misyon, Jina Emînî’nin hukuka aykırı ölümünden İran devletini sorumlu tuttu. İran rejiminin gerçeği gizlemeye çalıştığı, aileye baskı uyguladığı ve bağımsız, tarafsız ve etkili bir soruşturma yürütmediği kaydedildi. Raporda, Jina Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan protestolarda rejim güçlerinin katliam, hapis, işkence, cinsel şiddet, zorla kaybetme ve diğer insanlık dışı eylemlerde bulunduğu belirtildi. Bu ihlallerden bazılarının “insanlığa karşı suç” teşkil ettiği sonucuna varıldı.
 
‘Jin, jiyan, azadî dünyaya yayıldı’
 
Jina Emînî’nin katledilmesiyle başlayan protestolar, zorunlu başörtüsüne yönelik bir itirazın ötesine geçerek İran rejiminin kadınlara, halklara ve farklı inançlara yönelik baskı politikalarının karşısında kitlesel bir isyana dönüştü. Kadınların öncülük ettiği hareket; üniversitelere, okullara, fabrikalara, çarşılara ve mahallelere yayıldı. Kürtçe “Jin, jiyan, azadî” sloganı ise Rojhilat’tan İran geneline, oradan dünyanın dört bir yanına taşındı.
 
Jina Emînî, İran rejiminin kadın bedeni ve yaşamı üzerindeki tahakkümüne karşı gelişen mücadelenin sembolü olurken, mezarı başında yükselen “Jin, jiyan, azadî” sloganı sınırları aşan kadın özgürlük mücadelesinin ortak sözüne dönüştü.