‘Gurbetellilerden aldığımız mirasa sahip çıktığımızı haykırmalıyız’
- 09:06 11 Eylül 2026
- Güncel
Nazlıcan Nujin Yıldız
WAN - MKG tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’ne başvurmaları adına kadın gazetecilere çağrıda bulunan gazeteciler, kadınların basın alanında kendilerini var etmek için büyük bir emek verdiklerini ifade ederek ödüllere yapılacak olan başvuruları, bir mirası devralma olarak görmek gerektiğini söyledi.
Yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi basın alanında da kendisini dayatan ve tahakküm kurmaya çalışan erkek egemen sisteme karşı yıllardır mücadele eden özgür basın ve kadın gazeteciler, bugün de hakikati perdelemeye çalışanlara ve eril dile karşı mücadele etmeye devam ediyor. Kadın emeğini görünür kılmak ve hakikati kadın bakış açısıyla topluma ulaştırmak adına verilen bu mücadelede bedel ödeyen kadın gazetecilerin mirasını devralanlar, erkek egemen sistemin eril ve tahakkümcü diline karşı kadın odaklı haberciliği büyütüyor.Bu mücadelede emek veren ve bu alanı açan öncü kadınlardan olan, Kürt basının mihenk taşlarından Gurbetelli Ersöz adına, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) tarafından düzenlenen Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri başvuruları 8 Haziran’da başladı. Bu yıl ikincisi düzenlenecek olan ödül başvuruları 25 Eylül’e kadar devam edecek.
Kadınların her alanda olduğu gibi basın alanında da kadın kimliğinden dolayı hedef alındığını ifade eden gazeteciler, buna karşı kadın emeğinin görünür kılınmasının önemli olduğunu belirterek, Gurbetelli Ersöz Kadın Gazetecilik Ödülleri’ne başvuru yapmaları için kadın gazetecilere çağrıda bulundu.
‘Bu alana kolay gelmedik’
Kadınların her daim sistemin asıl düşmanları olarak görüldüğünü ifade eden Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG) Wan Şube Yönetim Kurulu üyesi Ceylan Şahinli, bu düşmanlığın nedeninin kadınların alternatif bir sistem kurma hedefinden kaynaklandığını söyledi. Bu nedenle kadınlara yönelik baskının her alanda görüldüğünü dile getiren Ceylan Şahinli, “Bu, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle, tarihsel bir süreçle direkt olarak bağlantılı. Binlerce yıldır süren bir eşitsizlikle karşı karşıyayız. Bunu her alanda hissediyoruz. Toplumsal alan, ekonomik alan, siyasal alan; bütün alanlar birbiriyle bağlantılı olduğu için hepsinde hissediyoruz. Bunlardan bir tanesi de yaptığımız mesleki olan gazetecilik. Bu mesleğin cinsiyetlendirilmesi ya bu da sistemle alakalı kurulan ataerkil düzenle direkt olarak bağlantılı bir süreç. Biz bu süreçte ne görüyoruz? Günümüz toplumunda bilgi çağında, sistem kendisine alternatif oluşturabilecek, kendisine aykırı olabilecek bütün düşünceleri kesmeye dönük bir siyaset yürütüyor. Kadın direkt olarak sadece cinsiyetiyle bile bu sisteme alternatif aslında. O yüzden kendi tekeline koyduğu bilgiyi asla senin erişebileceğin bir alana koymuyor. Bir süzgeç gibi düşünürsek biz yani özgür basın, zaten o süzgeçten direkt elenerek çıkıyoruz ama bir de kadın olunca o süzgece zaten hiç dahil bile olamıyoruz bazı alanlarda. Muhalif medya içerisinde de bir anda asıl hedef tahtasına konulanın bir anda sen olduğunu görebiliyorsun kadın olarak, kimliğin olarak. Kimliğin hedef alınıyor çünkü bütün alanlarda olduğu gibi. Biz bu alana öyle kolay gelmedik gerçekten. Belki en kolay gelenler bizlerdik” dedi.
‘Ödül başvurularını bir mirası devralma olarak görmeliyiz’
Basın alanında kadınların mücadele ederek kazandığı alanlar için bu yolu açanlardan birinin de Gurbetelli Ersöz olduğunu belirten Ceylan Şahinli, “Bu yolda bedeller verdi, bu yolda can verdi. Onların verdiği mücadele mirasını belki karşılayamayacağız ama onları her alanda anmaya devam edeceğiz. Bu anlamda Gurbetelli Ersöz ödül törenini, sadece bir ödül verme olarak ele almamak gerekiyor. Ödül başvurularını genel olarak alacağımız ödülü de bir mirası devralma, bir sürdürücülük yapma ve bu görünürlüğü arttırma olarak görmek gerekiyor. Bunu göz önüne alarak başvuru yapmak ve o mirası sırtlanmak gerekiyor. Nasıl ki bizden öncekilerin açtığı yolla bu alana geldiysek birbirimize vereceğimiz dayanışmayla da aslında kendimizi var edebiliriz, örgütlü bir alan oluşturabiliriz. Bu anlamda kadın gazetecilerin mutlaka başvuru yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gerçekten emeğimizin görünür kılınması gerekiyor. Bu alanda herkes tabii ki emek verir ama kadın gazetecilerin emeği çok başka. Çünkü dediğim gibi bir sürü süzgeçten geçiyor. O yüzden bunu hem görünür kılmak hem de örgütlenmeyi arttırmak için mutlaka başvuru yapılması lazım” şeklinde konuştu.
‘Aldığımız mirasa sahip çıktığımızı haykırmamız gerekiyor’
Kadınlar olarak hayatın her alanında çeşitli baskı ve yok sayılmalarla karşı karşıya kaldıklarını söyleyen gazeteci Memihan Hilbin Zeydan ise özgür basın çalışanı kadınların da mesleklerini yaparken bu baskı ve yok sayılmaya daha çok maruz bırakıldığını dile getirdi. Memihan Hilbin Zeydan, “Biz kadın gazeteciler olarak gerçekten sadece bir meslek icra etmiyoruz aslında orada kadınları daha görünür kılmak, kadın emeğini daha görünür kılmak ve kadınların sesini daha gür çıkarmak için bir emek veriyoruz. Buna yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Biz bu mirası Gurbetellilerden, Nagihan Akarsellerden devraldık. O mirasın sürdürücüleri olarak yaptığımız haberlerde görünür kılmaya çalıştığımız kadınların daha görünür olması için ödül töreninde yer almayı, Gurbetellilerden aldığımız mirasa sahip çıktığımızı bir kez daha orada haykırmayı önemli görüyorum” diye belirtti.







