TJA: Rojava'da soykırım var, sessiz kalmayacağız

  • 09:01 22 Ocak 2026
  • Güncel
Büşra Turan
 
WAN - Rojava'ya yönelik saldırıları değerlendiren TJA’lı Felek Erdem, yapılanların soykırım olduğunu, buna sesiz kalmayarak, her yerde direnişi ve mücadeleyi yükselteceklerini belirtterek, uluslararası insan hakları kurum ve toplumun bölgeye gitmesini istedi. 
 
Türkiye desteğiyle HTŞ çeteleri tarafında 6 Ocak’ta Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde başlayan saldırılar, Kuzey ve Doğu Suriye'nin birçok bölgesine yayıldı. Saldırılarda birçok kişi katledildi, yaralandı. Ayrıca zorla yerinden edilen birçok sivilin akıbeti ise hala bilinmiyor. Tüm bu saldırılara karşı Kürt halkı dünyanın dört bir yanında direnişe geçti. Rojava başta olmak üzere birçok ülkede yaşayan Kürtler ve dostları, saldırılara karşı alanları terk etmiyor, direnişi büyütüyor. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Felek Erdem, HTŞ’nin halklara ve kadınlara yönelik saldırılarını değerlendirdi.
 
‘Savaş barışı gölgede bırakıyor'
 
Felek Erdem, 27 Şubat’tan bu yana “Barış ve Demokratik Toplum” sürecinin konuşulduğu, toplumda olumlu etkilerinin hissedildiği bir dönemde Rojava’ya dönük saldırıların derin kaygı ve öfke yarattığını söyledi. Felek Erdem, “Bu durum bizler açısında büyük bir öfke yaratıyor. Barışın konuşulduğu bir zeminde, Rojava’ya saldırıyı kabul etmiyoruz. Yapılan saldırılar son derece vahşicedir. Çocuklara, kadınlara ve özellikle savaşçı kadınların bedenlerine yönelik yapılan işkence, yalnızca bölge halkı için değil, tüm insanlık açısından ciddi bir tehdit kaynağı olmuştur" dedi.
 
'Yapılanları DAİŞ'ten biliyoruz'
 
Yapılanlara yabancı olmadıklarını, bu zihniyeti DAİŞ'ten tanıdıklarını hatırlatan Felek Erdem, “Bu çetelerin katletme biçimini çok iyi tanıyoruz. 2013-2014-2015 sürecinden, DAİŞ pratiğinden biliyoruz. Bugün Rojava’da gördüklerimiz de üniformalı DAİŞ’lilerdir ve bunun aksini kimse iddia edemez. Ortaya çıkan görüntüler hepimizin öfkesine neden oldu. Bir kadın savaşçının bedeninin çatıdan atılması, DAİŞ zihniyetinin en açık ve en çarpıcı göstergelerinden biridir. Yine çocuklara ve cenazelere dair yayımlanan görüntüler de çok ciddi bir öfke sebebidir. Böylesi bir savaş ortamında ve bu görüntülerin olduğu bir zeminde barıştan söz etmek ya da ‘barışı inşa edeceğiz’ söylemini kurmak giderek zorlaşıyor. Biz her zaman söylüyoruz; barışı en çok isteyen ve destekleyen kadınlardır, annelerdir. Çünkü en büyük acıyı onlar yaşıyor. Bugün Rojava’da bu acıyı yaşayanlar kadınlar ve çocuklardır. Yaşanan kayıplar, kaçırmalar ve işkencenin ulaştığı boyut artık uluslararası düzeyde ‘dur’ denilmesi gereken bir aşamaya gelmiştir” diye belirtti. 
 
'Uluslararası toplum Rojava'ya gitmeli
 
Yaşananlara karşı uluslararası toplum ve kurumlara da seslenen Felek Erdem, “Ortada çok ciddi bir insanlık suçu var. Yayınların kesildiğini, işkence görüntülerinin yayılmasının engellenmeye çalışıldığını biliyoruz. Bu nedenle acil biçimde bağımsız bir heyetin bölgeye giderek yaşanan işkenceyi ve DAİŞ zihniyetini yerinde incelemesi ve raporlaması gerekmektedir. Tam da entegrasyonun, Rojava’da demokratik toplumun ve barışın konuşulduğu, 10 Mart mutabakatının tartışıldığı bir süreçte bu mutabakatı yok saymak, ayaklar altına almak kabul edilemez. Çetelerin saldırıları Rojava ile sınırlı kalmayacak, tüm Ortadoğu’yu etkileyecek. Çünkü DAİŞ yalnızca Rojava’yı değil, dört parça Kürdistan’ı ve Ortadoğu’daki tüm halkları tehdit eden bir beladır. Bugün Rojava, yarın başka bir yer. Bu çeteler durdurulmadığı sürece kan dökmeye ve katliam yapmaya devam edecekler” ifadelerini kullandı.
 
'Türkiye çeteleri desteklemekten vazgeçmeli'
 
Felek Erdem, “Biz Bakur’da yaşayan Kürt kadınlar olarak şunu söylüyoruz; Barışı konuşabilmemiz, barışı inşa edebilmemiz için öncelikle Türkiye devletinin savaş dilinden vazgeçmesi gerekiyor. Üniformalı IŞİD’lilere destek vermekten de vazgeçmeli. Rojava'da katledilenler Kürtlerdir, halktır, çocuktur, kadındır. Elbette bu kabul edilmeyecek ve bunun karşısında durulacaktır. Türkiye devleti savaşı destekleyen pozisyondan çıkıp gerçekten barış dilini yeniden oluşturmalı, Önderlikle görüşmeler daha sağlıklı yürütülmelidir” diye aktardı. 
 
'DAİŞ Türkiye'nin başına bela olacak' 
 
Felek Erdem, Rojava’ya dönük saldırıların DAİŞ zihniyetinin devamı olduğunu ifade ederek, bu tehdidin yalnızca Rojava’yla sınırlı olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi: “Daha yeni Yalova’da üç-beş IŞİD’li var diye açıklama yaptılar. Yalova’daki IŞİD neyse, Rojava’da Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine saldıran da aynı zihniyettir, aynı kişilerdir. Bakanlık bunun cevabını vermeli; nasıl oluyor da bu insanlar bu kadar kan dökene kadar tespit edilmiyor, gözaltına alınmıyor? Türkiye şunu sanmasın; IŞİD dönüp dolaşıp yine en büyük bela olarak karşılarına çıkacak” diye konuştu.
 
‘Soykırım yapılıyor’
 
Felek Erdem, Rojava’daki saldırılara karşı uluslararası kurumlara şu çağrıda bulundu: "Üç maymunu oynamaktan vazgeçip bu savaşı ve işkenceyi yerinde gözlemlemeli ve buna dur demelidir. Çünkü bir soykırım yürütülmek isteniyor. Bunun karşısında durmak gerekiyor. IŞİD bitmedi, devam ediyor. Bugün Suriye’de üniformalıdır, yarın başka bir yerde ortaya çıkacaktır. Bu nedenle hep birlikte bu savaşa karşı durmak ve kabul etmemek gerekiyor.”
 
Felek Erdem, yapılan soykırım ve savaşı kabul etmeyeceklerini belirterek, buna karşı mücadeleyi yükselteceklerini sözlerine ekledi.