‘Kentte demokrasi’ çalıştayında Halep vurgusu
- 14:35 11 Ocak 2026
- Güncel
RIHA- “Kentte demokrasi ve toplumsal barış” çalıştayında Halep’teki katliama dikkat çeken ve Rojava’daki zulmü kınadığını belirten Diba Ermiş Keskin, “İnsanlarımızı katledip cenazelerini binalardan atıyorlar. Lanetli DAİŞ’liler bilsin ki hiçbir zaman korkmadık. Allah’ın adına yeminler olsun ki geri adım atmayacağız. Eninde sonunda zafere ulaşacağız” dedi.
Riha’da (Urfa) Emek ve Demokrasi Platformu öncülüğünde, “Kendimizi ve kentimizi yönetmek: Kentte demokrasi ve toplumsal barış” şiarıyla gerçekleştirilen çalıştay, ikinci oturumla devam ediyor. 2’nci oturumda, “Hak temelli bir toplum için: Anadilinde eğitim, inanç özgürlüğü ve kültürel çoğulculuk” konusu işlendi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Riha Şubesi Eşbaşkanı Özlem Ulutaş Şengül’ün moderatörlüğünde yapılan oturuma, Barış Akademisyeni Prof. Dr. Işıl Ünal, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) eski Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ve Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryası’ndan Diba Ermiş Keskin konuşmacı olarak katıldı.
‘Rojava'daki zulmü kınıyorum'
Oturumda ilk olarak Demokratik Birlik İnisiyatifi Sekretaryası’ndan Diba Ermiş Keskin konuştu. Kürt halkının çok duygusal bir halk olduğunun söylendiğini belirten Diba Ermiş Keskin, “Gözlerimizin önünde anamızı, babamızı, çocuklarımızı, yakınlarımızı katlediyorlar. Bizler, duygusal olmayacak mıyız? İnsanlık, herhangi bir yerde bir zulüm ve zorbalık olduğu zaman ona karşı sesini yükseltebilmektir. Zulmü durduramıyorsun dilinle tepki göstermelisin. En zayıf iman, sadece içinde kınamaktır. Asıl olan fiziki olarak da tepkini dile getirmek gerekiyor. Kürt bir anne olarak, sözüm ona ‘Müslümanlık’ adına Rojava’da yapılan zulmü kınıyorum. Kadın katliam fetvası verenleri, cennetten tapu dağıtan sözde alimleri kınıyorum” dedi.
‘Geri adım atmayacağız'
Şêxmeqsûd ve Eşrefîyê mahallelerinde yaşananlara dikkat çeken Diba Ermiş Keskin, “Nasıl sesimizi yükseltmeyelim. Kardeşlerimiz, insanlık katlediliyor. ‘Allahu Ekber’ diyerek yapıyorlar. İnsanlarımızı katledip cenazelerini binalardan atıp videoya alıyorlar. Bu vahşet ve zulümdür. Herkesin bunun karşısında en güçlü şekilde durması lazım. Lanetli DAİŞ’liler bilsin ki hiçbir zaman korkmadık. Tarihimiz bize gösterdi, bu zulüm savaşıdır. Evet, içimiz acıdı. Ama yeminler olsun ki korkmadık. Allah’ın adına yeminler olsun ki geri adım atmayacağız. Eninde sonunda zafere ulaşacağız” diye konuştu.
‘Anadilde eğitim hakkı kolektif haktır'
Ardından konuşan Barış Akademisyeni Prof. Dr. Işıl Ünal, anadilde eğitimin, eğitim hakkının bir parçası olduğunu söyledi. Eğitim hakkı, bir toplumun demokratik gelişimiyle ilişkili olduğunu ifade eden Işıl Ünal, “Ulus devlet, gerek bireysel hakları gerekse de kolektif hakları açısından büyük sorunlar oluşturdu. Bizim gibi ülkelerde bu sorun daha çok oldu. Anadilde eğitim hakkı, kolektif bir haktır. Ülkemizde Türklük üzerine kurulu bir devletten söz ediyoruz. Bunun için kolektif haklardan olan anadilinde eğitim hakkı kazanılmış değil. Tek dil, tek devlet üzerine yürütülen politikalar yürütülüyor” ifadelerini dile getirdi.
Anadilde eğitim, eğitim hakkıyla birlikte olduğu zaman bir anlam kazandığını vurgulayan Işıl Ünal, “Örneğin kamu kurumlarınca eğitim düzenlenecek. Kamu kurumlarıyla finanse edilecek ve herkes için anadilinde olacak. Demokratikleşme adımlarının atıldığı bu gülerde de bu sorun devam ediyor” diye belirtti.
‘Bir arada yaşamayı neden beceremeyiz?’
İkinci oturumun son konuşmacısı olan DAD eski Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan ise, inanç özgürlüğü konusu üzerine sunum yaptı. Suriye’de halklara ve inançlara yönelik yapılan katliamları kınayarak konuşmasına başlayan Kadriye Doğan, “Bir astronotun dünyayı tanımlaması vardı. Hiç aklımdan çıkmaz ve çok güzeldir. Bizim Alevi felsefesiyle de çok güzel örtüşür. Astronot, ‘Ben uzaydan dünyadan uzaklaşıp uzaya gittiğim zaman tekrar dönüp dünyaya baktığım zaman muhteşem bir mavi küre görmüştüm. O güzelliği ancak gören bilir’ demişti. Evet, bu küre gerçekten uzaktan uzaydan baktığın zaman güzeldir. Yukarıdan baktığında da biz Aleviler olarak şunu söyleriz; Hepimiz o evrenin dünya üzerindeki suyun, güneşin, toprağın, havanın birliği ile var olmuş canlar olarak bir arada yaşamayı neden beceremeyiz?’ diye sorarız” şeklinde konuştu.
Oturum, yapılan konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sonlandı.







