İstanbul'da Şam güçlerinin saldırıları protesto edildi
- 20:55 8 Ocak 2026
- Güncel
İSTANBUL - DEKUP öncülüğünde Şişhane Meydanı'nd abir araya gelen kitle, Suriye'deki saldırıları protesto ederken, Rojava ile dayanışma ve mücadele mesajları verdi.
Demokratik Kurumlar Platformu (DEKUP) öncülüğünde İstanbul'un Beyoğlu ilçesinde bulunan Şişhahane Meydanı'ında Suriye Geçiş Hükümeti'nin Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılar protesto etmek için bir araya gelindi. “Xwedi derketina Rojava xwedi derketina mirovahitiye ye, Rojava vicdandır özgürlüktür direniştir teslim alınamaz” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık “Katil HTŞ işbirlikçi AKP”, “Biji serok Apo”, “Biji berxwedana QSD”, “Yaşasın devrimci dayanışma”, “Jin jiyan azadî”, “Biji berxwedana Şexmeqsud”, “Yaşason Rojava devrimimiz”, “Terörist HTŞ Kürdistan’dan defol” sloganları atıldı. Eyleme çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri, DEM Parti İstanbul Miletvekili Kezban Konukçu, Tevgera Jinên Azad katıldı.
Basın metnini DEM Parti İl Örgütlenme Eş sözcüsü Ayfer Çelik okudu.
'Bütün halkların yüreği Rojava’da olmalıdır’
Açıklamada söz alan SYKP Eş Genel Sözcüsü Feray Mertoğlu HTŞ, saldırılarının barış ve müzakere süreci devam ederken Alevilere, Dürzi ve Kürtlere karşı katliam yapılmasının manidar olduğunu belirterek, “Bütün ezilenlerin bugün giderek faşistleşen dünya karşısında enternasyonalist mücadeleyi büyütmek zorunda. Halep'teki katliamla HTŞ, 10 Mart Sözleşmesine uymamıştır. Bu haksızlığa karşı durmak zorundayız. ABD’nin ve İsrail’in topraklarımıza göz dikmesi halkları birbirine düşman etmesini kabul etmiyoruz. Suriye’de halkların bir arada özgürce yaşaması için Rojava’nın ayakta durması gerekiyor. Bütün halklara örnek olacak bir yerine düşmemesi gerekiyor. Bütün halkların yüreği Rojava’da olmalıdır” dedi.
'Onlar orada biz burada mücadele edeceğiz’
Rojava’daki katliamı DAİŞ’in Kobane’ye saldırısından bildiklerini ifade eden Devrimci Parti PM üyesi Mediha Yüksel, burada enternasyonalist bir direnişin bulunduğunu hatırlattı. Mediha Yüksel, “Nasıl ki Kobane devrimi kazanıldıysa yine kazanılacak. Onlar orada, biz burada mücadeleye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
'Sorun İŞİD'i besleyen zihniyet'
Ardından söz alan Dem Parti İl Eşbaşkanı Arife Çınar da Suriye topraklarında farklı kimliklerde halkların oranın kadim hakları olduğunu, farklı diller konuştuğunu ancak Arapça konuşmaya zorlandığını belirterek, benzer şekilde Kürtlerin ve farklı halkların Türkiye'de Türkçe, İran'da Farsça konuşmaya zorlandığını dile getirdi. Arife Çınar, "Halep'te 3 mahallede uzun süredir halk abluka altında. Işid çeteleri, kadın demeden çocuk demeden insanları katlediyor. Orada sorun İŞİD'i besleyen zihindir. Özellikle demokrasiden bahsettiğimiz bu süreçte bunları yok sayan bir zihniyet var. Bugün Halep'te vicdansızlık yaşanıyor. Oraya da Afrin'den göç etmek zorunda kalmışlardı. Kimsenin halkı yerinden etmesine hakkı yok. Biz halklar bu mücadeleyi yürütmeye hep beraber devam edeceğiz" diye belirtti.
Ardından basın metni okundu."Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür. Teslim alınamaz" başlığı ile yapılan açıklamanın tamamı şöyle:
Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırılar açık ve tartışmasız bir insanlık suçudur. Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılar, doğrudan sivilleri hedef almakta; aralarında çocukların da bulunduğu sivil kayıplara yol açmaktadır. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınması, sivillerin yaşam hakkının bilinçli olarak ihlal edildiğini ve Kürt mahallelerinin kasıtlı biçimde savaş alanına çevrildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Saldırılar Suriye'nin geleceğine dinamittir
Saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ordusuyla entegrasyonunun ve siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşmesi son derece manidardır. Bu durum, yaşananların çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan çözüm karşıtı odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığını göstermektedir. Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye’nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir.
Türkiye'yi olumsuz etkileyecek
Bu saldırıların aynı zamanda Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Rojava’ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG’nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir.
Karanlık ürünün aklıdır
Ayrıca altını özellikle çiziyoruz: Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik bu saldırılar, daha önce Süveyda’da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğindedir. Bu saldırılar, Suriye’nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür.
HTŞ'ye uyarı
IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direnişe sahiplik yapan Kürt halkı ve Suriye Demokratik Güçleri Ortadoğu’da barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin tek teminatıdır. Bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bu hakikat, geleceğini HTŞ çetelerinde gören, çıkarlarını HTŞ üzerinden korumaya çalışan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmaya çalışılmaktadır.
Değişim kaçınılmazdır
Türkiye’nin HTŞ ve lideri ile kurduğu ilişkinin, bugün yaşanan saldırılarda etkili olduğu aşikardır. Bu ilişki ve diyaloğun Suriye’ye ve Suriye halklarına hiçbir gelecek sağlamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Halkların güvenini kazanmış Suriye Demokratik Güçlerinin tüm diyalog ve diplomasi girişimlerinin engellenmesi, bir tehdit olarak lanse edilmesi savaş ve tekçilikte ısrardan başka bir şey değildir. Zaten sorun; eskinin artık yürümediği, yenilenmenin, değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğudur. Yeninin adı da özgürlüktür, eşitliktir ve demokrasidir.
Kobanê hatırlatması
Rojava’ya sahip çıkmak insanlığa sahip çıkmaktır.
Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava’nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim’in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır.
Dünyaya çağrı: Suça ortak olmayın
Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili tüm aktörleri artık izleyici konumundan çıkmaya çağırıyoruz. Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır.
Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep’te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır."
Polis ablukasına alınan kitle, açıklamanın ardından sloganlarla dağılmak isterken polis onlarca yurttaşı gözaltına aldı.







