‘Gülistan Doku dosyasında fail korunuyor’

  • 09:06 5 Ocak 2026
  • Güncel
Şehriban Aslan 
 
AMED - Gülistan Doku’nun 6 yıldır kayıp olmasına ilişkin dosyada herhangi bir ilerleme sağlanmadığını kaydeden Suzan İşbilen, tüm şüphelerin fail üzerinden çektirilmek istendiğini ve korunduğunu söyledi. 
 
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku 5 Ocak 2020 tarihinde Dêrsim’de şüpheli bir şekilde kayboldu. Gülistan Doku’nun ailesinin aynı gün Dêrsim’e giderek, “kayıp ihbarı” başvurusunda bulunmasının ardından arama çalışmaları başlatılırken, yapılan araştırmalar sonunda Gülistan Doku'nun cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü'nde sinyal verdiği belirlendi. Gülistan Doku’nun suya atlama ihtimali göz önünde bulundurularak, Munzur Nehri’nde arama çalışmaları yapıldı; ancak yapılan arama çalışmalarında en ufak bir ize rastlanmadı. Ailenin ve avukatların tüm taleplerine rağmen Gülistan Doku’ya dair karada arama çalışmaları yürütülmezken, devlet yetkilileri ısrarla “suda” olduğunu iddia ederek, bugüne kadar soruşturmayı titizlikle yürütmedi.
 
5 yıl geçti
 
Gülistan Doku’nun kaybettirilmesine ilişkin konuşan Rosa Kadın Derneği Başkanı Suzan İşbilen, Gülistan Doku’nun kaybolmasının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen her hangi bir ize rastlanmamasına dikkat çekti. Suzan İşbilen, “Bu süre az bir süre değil. Dosyada 3 savcı değiştirildi. Yoğun bir arama çalışma yürütüldü. Fakat sorun şu ki hep intihar üzerinden bir yoğunlaşma yaşandı ve hep aramalar kendinin suya atlamış olabileceği yönündeydi. Ancak Gülistan'ın yaşıyor olabileceği ya da failin Gülistan'a bir şeyler yapabileceği üzerinde durulmadı, bir çalışma yürütülmedi. Mesela fail ciddi anlamda en son Gülistan'la görülen kişidir. En son Gülistan'la telefonda konuşan, konuştuğu tespit edilen yine faildir” dedi.
 
Gülistan'a ne oldu? 
 
Tüm şüphelerin fail üzerinden çektirilmek istendiğini belirten Suzan İşbilen, bunun temel nedeninin failin babasının emekli polis olduğunu kaydetti. Suzan İşbilen, “Emekli polis olmasından kaynaklı ciddi anlamda sorguya alınmaması, ciddi şekilde sorgulanmaması ve hemen aynı gün serbest bırakılmasını etkiledi. Yani fail üzerinde bu kadar ciddi bir şüphe varken etkin bir soruşturma yürütülmemesi durumu yeterince ortaya koyuyor. Tabii Gülistan Doku olayı biraz da çok hassas bir konu. Şu anda gerçekten yaşıyor mu, hayatını mı kaybetti bilmiyoruz" diye belirtti. 
 
‘Korunan bir fail var’
 
Kadınlara dair yaşanan her olayda üstünün kapatılmak istenmesine dikkat çeken Suzan İşbilen, “Tıpkı Rojin Kabaiş gibi… Rojin’le ilgili henüz ne olduğu, ne bittiği bilinmeden ilk söylenen şey Rojin’in intihar ettiği yönündeydi. Ki nihayetinde Rojin’in intihar etmediği cinayet olduğu ortaya çıktı. Fakat Gülistan Doku ile ilgili durum hala ortaya çıkmış değil. Gülistan'la ilgili de şöyle bir gerçeklik var Gülistan'ın durumunda korunan bir fail var. Bu failden dolayı katledilme ya da farklı bir yönü düşünülmeden failin direkt serbest bırakılmış olması oldu” diye aktardı. 
 
Özel savaşın parçası
 
“Gülistan Doku’nun olayı Kürdistan’daki özel savaş politikalarından bağımsız değil” diyen Suzan İşbilen, “Yaşananları özel savaş politikasının bir parçası olarak görüyorum. Sonuçta biz kadının kölelik tarihini 5 bin yılla nitelendiriyoruz. Doğal toplum sürecinde özne olan, üreten kadının birden bire üretimden koparılarak toplumun ikinci, üçüncü sınıf konumuna getirilmesi de o dönem için eril zihniyetin yürüttüğü bir başka yöntemdi. Biz ona da özel yöntem diyebiliriz. Yani kadını köleleştirme yöntemi. Bunu her türlü yöntemle denediler. Bilimi kullandılar, dini kullandılar, sosyolojiyi kullandılar. Yaşamda var olan sanat kullandılar. Her türlü algı ve olguyu kadını köleleştirmek için kullandılar. Bugün de günümüzdeki özel savaş politikalarının da geçmişteki özel yöntemlerden farkı yok. Bugün yıllardır bölgede Kürdistan'da devam eden bir çatışma süreci var ve bu çatışma sürecinde kadınlar üzerinde başta fuhuş, uyuşturucu, intihar vakalarının artması, bir bütün her şey bu politikalar kapsamında olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Neden akla hemen intihar geliyor?’
 
Suzan İşbilen, Gülistan Dokun'un kaybının bu kadar sıradan yaklaşılmasının da özel savaş politikasının bir parçası olduğunu söyledi. Suzan İşbilen, “Öldürülme değil de kendisinin intihar ettiği yönündeki düşünce de bir özel savaş politikasıdır. Aynen Rojin'de olduğu gibi. Rojin'de de ilk akla gelen intihardır. Neden intihar etsin? Üniversite öğrencisi iki genç kadına dair niye hemen akla ilk gelen intihar oluyor. Bu kadınlar bu kadar yaşamı seviyorken büyük bir emek ve çabayla üniversite kazanmış ve bunu okumaya çalışırken niçin intihar etsin? Biraz da farklı bir şey düşünmek lazım. Yani dışarıda kadına düşmanlık besleyen bir sürü katil erkek varken bunu kadının sürekli intiharı üzerinden yoğunlaşılan bir durum olması elbette ki kadına yaklaşımın ve özel savaş politikalarının bir boyutudur” diyerek, durumun sürekli farklı yöne çekildiğine işaret etti.
 
Kadınlar bir bütün mücadeleye katılmalı
 
Gülistan ile ilgili gerçek bilgi ortaya çıkana kadar mücadele edeceklerini söyleyen Suzan İşbilen, "Gülistan'a ne oldu demeye devam edeceğiz. İtaat etmeyen kadınlar olarak bir kadının daha kaybedilmesine izin vermeyeceğiz. Kadınlar yaşamdır, yaşamı var edendir, emektir, emeği var edendir, üretendir. Sürekli erkeklerin yaşadığı erkek ağırlıklı savaş, şiddet, çatışma üreten zihniyeti ancak kadın değiştirebilir. Erkeği kadının mücadelesi değiştirebilir. O açıdan kadınların bir bütün olarak mücadeleye katılması ve bu mücadelesini sürdürmesi gerekiyor” diye konuştu.