‘Peri Vadisi Günlükleri’nin yazarı: Mücadele hep olacak
- 09:03 4 Ocak 2026
- Kültür Sanat
İSTANBUL – Kürdistan’da asimilasyon politikalarına, katliamlara, şiddete ve göçe dair sorunlara, “Peri Vadisi Günlükleri” kitabında yer veren yazar Şerefnaz Altınsoy, “Hayat, Kürtler, Aleviler ve kadınlar için bir mücadele, bundan sonra da hep mücadele olacak” mesajını veriyor.
Çewlîg’in (Bingöl) Yayladere ilçesinde, 1969 yılında dünyaya gelen Şerefnaz Altınsoy, 12 Eylül askeri darbesi sonrası Çewlîg’den İstanbul’a göç eder. Yaşamını zorluklarla geçiren Şerefnaz Altınsoy, hem kimliğinden hem de kadın oluşundan dolayı baskı ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalır. Bu baskılar karşısında bir mücadele hattı geliştiren Şerefnaz Altınsoy, “Peri Vadisi Günlükleri” adlı öykü kitabını yazmaya karar verir.
Kitabında 1980-1990’lı yıllarda asimilasyon politikalarını, katliamı, şiddeti, göçü ve yaşanan tüm hak ihlallerine kitabında yer veren Şerefnaz Altınsoy’un öyküsüne uzanıyoruz.
Cins bilinci
Çocukluğundan bu yana bilgiye dair bir arayış içerisinde olan Şerefnaz Altınsoy, bu süreci şu sözlerle anlatıyor: “Bingöl’den İstanbul’a geldikten sonra okula kayıt olup okumadım. Hem koşullar uygun değildi, hem de içimizdeki o çekingenlik, ezilmişlik duygusuyla bir okul kapısına girme cesareti gösteremedik. Ben de herkes gibi gidip 16 yaşında çalışmaya başladım. Daha sonra 20 yaşında çalışma hayatında zorluklar ve bir şeyler öğrenmem gerektiğini düşünerek, gece ortaokuluna yazıldım. Hem okula gidiyordum hem çalışıyordum. Zaten bilincimiz politik olduğu için genelde politik yazılar yazıyordum ama belli bir yaştan sonra ben de kadın özgürlüğü kadın bilinci gelişti. Kadınlara dair daha fazla şey okumaya başladım.”
‘Hayat, Kürtler, Aleviler ve kadınlar için bir mücadele‘
Kadınların yaşadıkları coğrafyada daha fazla ezildiğini ve Kürt kimliğinden dolayı yok sayıldığını kaydeden Şerefnaz Altınsoy, tüm bu koşullara rağmen, verdiği mücadeleyi şöyle dile getiriyor: “Kadın her koşulda eziliyor. Çalışma hayatında, eğitim hayatında eşit değiliz. Buna da başkaldırıyorum, her şeye duyarlı yaklaşıp dik duruyorum. Bir köşeye çekilmiş hiçbir şey yapmayan silik bir kadın kişiliği hayatımda yok, sevmiyorum. Kitabım zaten tam bir kadın ve çocuklar kitabı. Bu kadın profilleri hep güçlü. Kitabımdaki kahramanlarım isimsiz kahramanlar. Zarife ana var isimsiz kahraman, Fatma isimsiz kahraman, Sahre isimsiz kahraman. Zaten okunduğunda da anlaşılıyor. Benim parmak sızısı hikâyem var burada, orada Hıdır karakteri var, o da bir isimsiz kahraman. Orada uğradığı zulme başkaldırıp, mücadele etmeyi bırakmıyor. Hayat, Kürtler, Aleviler ve kadınlar için bir mücadele, bundan sonra da hep mücadele olacak.”
Birlik ve beraberlik vurgusu!
Birlik ve beraberliğin önemini vurgulayan Şerefnaz Altınsoy, Kürdistan’da birliğin olması gerektiğini söylüyor. Kürt birliğini, kitabında ele alış biçimine değinen Şerefnaz Altınsoy, “Benim burada ‘Mahir’ diye bir romanım var. Mahir karakterinde Kürdistan’da yani Peri Vadisi’nde başlayıp Almanya’a son bulan bir hikayem var. Orada dört parça Kürdistan bölgesinde geçen dört genci bir araya getirdim. Hevi Rojava’dan, Nasır, İran Kürdistanı’ndan, Ali de Halepçe’den, Mahir de kuzeyden. Bunların hepsini bir araya getirdim. Orada anlattığım şeyler, Kürdistan’ın birliğinin olmamasından dolayı maalesef dört gencimiz ölüyor. Ulus olmamız konusunu, kitabımın bir kısmında veriyorum” diye belirtiyor.
Asimilasyon politikası
Türk edebiyatına dair eserler yazan Kürt yazarların, Kürt sorununu tam olarak yansıtamadığını söyleyen Şerefnaz Altınsoy, Kürt meselesinden dolayı bir şekilde değil, direkt olarak anlatılması gerektiğini kaydediyor. Şerefnaz Altınsoy, “Ben direkt Kürtleri yazıyorum ve Kürtleri yazacağım” diye ekliyor.
Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana Kürtlerin maruz bırakıldığı asimilasyon politikasıyla yüz yüze kaldıklarını dile getiriyor. Şerefnaz Altınsoy, “İnançsal olarak, yaşamsal olarak, edebiyatta, sinemada, tiyatroda, her şeyde asimilasyon bizim masamızda. Medya belki de bunun en masumu. Bize o kadar asimilasyon enjekte ediliyor ki milyonlarca ulus nasıl bu kadar asimile oldu? Bunca yılda tabi ki bunların ince ayarlarıyla oldu” sözlerine yer veriyor.
Barajlarla yok olan bir vadi…
Son olarak Peri Vadisi’nin önemine değinen Şerefnaz Altınsoy, şu ifadeleri kullanıyor: “Peri Vadisi dediğimiz yer Koçgiri’den başlayarak, Varto’ya kadar uzanan bir Dêrsim coğrafyası. Peri Vadisi de, onun içerisinde bir vadi. Peri Vadisi ekolojik olarak çok zengin bir yer ve tabi ki düşmanın barajlarıyla yok olan bir vadimiz. Eğitim düzeyi yüksek, aydın bir sınıfın yaşadığı İstanbul’a göç edip gelenlerin bile Peri Vadisi farklılığı var, bunu herkes de görüyoruz. Peri Vadisi kadın bilinci ve özgürlükçü bakış açısı açısından önemlidir.”







