‘Garzan Mezarlığı’ndaki hukuksuzlukla yüzleşilmeli’ 2026-09-29 09:03:00   İSTANBUL Xerzan Mezarlığı’ndan çıkarılıp Kilyos’ta kaldırım kenarına gömülen cenazelere ilişkin konuşan ÖHD’li avukat Elif Taşdöğen, sorumlular hakkında ceza yargılaması yapılmadığını söyledi. Elif Taşdöğen, ailelerin cenazelerin yerini üç yıl sonra öğrendiğini belirterek hakikat komisyonu kurulmasını istedi.   Bedlîs’in Xerzan (Garzan) Mezarlığı’ndan çıkarılan 282 PKK’linin cenazesinin Kilyos’ta otoban kenarındaki kaldırımın altına gömüldüğü ortaya çıkmıştı. Daha önce 21 cenazenin kimliği tespit edilmiş, kimliği belirlenemeyen 261 cenaze Kilyos Mezarlığı’na defnedilmişti. Adli Tıp Kurumu’ndaki (ATK) DNA eşleştirmeleri sonucunda Zehra Kısaoğlu ve Süheyla Kaya’nın da kimlikleri belirlendi. Böylece kimliği tespit edilen cenaze sayısı 23’e yükseldi. Zehra Kısaoğlu ve Süheyla Kaya’nın cenazeleri Kilyos Mezarlığı’ndan alınarak Çewlîg’e (Bingöl) götürülüp defnedildi.   Cenazelerin çıkarılmasından defin sürecine kadar yaşananları Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) avukatlarından Elif Taşdöğen ile konuştuk.    ‘Usul açık, yasak da açık, işlemler hukuka aykırı’   Mezarlıkların açılması, cenazelerin nakli ve defin işlemlerinin mevzuatta açık biçimde düzenlendiğini belirten Elif Taşdöğen, Xerzan Mezarlığı’nın 19 Aralık 2017’de iş makineleriyle açıldığını ve cenazelerin İstanbul’a gönderildiğinin kamuoyuna yansıdığını hatırlattı. Elif Taşdöğen, “Bu işlemin hangi hukuki kararla yapıldığı, ailelere neden haber verilmediği, ATK’ye gönderilirken hangi kayıt altına alındığı ve en önemlisi İstanbul’a gönderilen cenazelerin neden usulüne uygun gömülmeyip kaldırım kenarlarına defnedildiği çok net şekilde sorgulanmalı. Bu hâliyle yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu belirtebiliriz” dedi.   ‘İnsanlık vicdanını yaralayan şekilde gömüldü’   Cenazelerin Kilyos’ta kimsesizler mezarlığına defnedildiğini tesadüfen öğrendiklerini aktaran Elif Taşdöğen, “Cenazelerin kimsesizler mezarlığı için ayrılan bölümde değil, mezarlığın yanında bulunan kaldırıma gömüldüğünü gördük. Bu, insanların vicdanını çok derinden etkileyen bir durum oldu” diye konuştu.     ‘Sorumlular hakkında yargılama yapılmadı’   Ailelerin başvuruları üzerine hukuki süreci başlattıklarını ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduklarını belirten Elif Taşdöğen, birçok dosyada takipsizlik kararı verildiğini söyledi. Elif Taşdöğen, “İlgili savcılar hakkında ise bakanlık tarafından soruşturma izni verilmedi. Kişinin hatırasına hakaret, işkence ve eziyet suçlarına ilişkin de suç duyurularında bulunduk. Anayasa Mahkemesi’nin kabul edilemezlik kararının ardından 2022 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduk ancak buna ilişkin herhangi bir dönüş olmadı. Bütün bu işlemlerin, bu insanlık dışı uygulamanın parçası olan hiçbir kişi hakkında ne yazık ki bir ceza yargılaması yapılmadı” dedi.   ‘Toplumun maneviyatına saldırı’   Mezarlığa yönelik uygulamanın toplumun değerlerine de yöneldiğini söyleyen Elif Taşdöğen, “Bu mezarlığa yapılan uygulamanın bir toplumun bütün değerlerine, bütün maneviyatına saldırı olduğunu çok net şekilde söyleyebiliriz. Savaş hukukunda bile bir ölüm gerçekleştiğinde belli uygulamalar yapılır ve kişinin inanç ve kültürüne göre defin işlemi gerçekleştirilir. Türkiye’de hâlen bunun konuşuluyor olması vicdanı derinden yaralayan bir durum” ifadelerini kullandı.   ‘Yas tutma hakkına da saldırı’   Cenazelerin kaldırıma defnedilmesinin ailelerin haklarını da etkilediğini belirten Elif Taşdöğen, “Ölen kişinin yakınlarını doğrudan ilgilendiren bir durum olduğu için yas tutma hakkı, özel ve aile hayatı ile insan onuru bakımından aykırılıklar söz konusu. Anayasa Mahkemesi’nin, bir kişinin yakınının cenazesine katılmasını özel ve aile hayatı hakkı kapsamında değerlendirdiği ihlal kararları var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de bu haklar kapsamında ihlal kararları verdiğini biliyoruz” diye konuştu.   ‘Aile sürecin öznesi olmalı’   Cenaze kalıntılarının bulunması ve kimliklendirilmesine ilişkin uluslararası standartlara işaret eden Elif Taşdöğen, Minnesota Protokolü’nün ailelerin bilgilendirilmesi ve sürece dâhil edilmesi konusunda önemli ilkeler ortaya koyduğunu söyledi. Elif Taşdöğen, “Ailenin yas tutmasını, yakınının nerede gömüldüğünü bilmesini, cenazesine ulaşmasını ve onu kendi inanç ve kültürüne göre gömmesini bir bütün hâlinde değerlendirmek gerekir. Bu sadece tek bir hakkın ihlali değildir” dedi.   Ailelerin cenazelerin yerini ancak uzun uğraşlar sonucunda öğrenebildiğini belirten Elif Taşdöğen, şöyle devam etti: “Üç sene sonra bu cenazelerin nerede olduğunu öğrendiler. Cenazelerin kimliklendirilmesi için DNA eşleştirmesi gerekebilir. Ancak bu, ailelerin süreçten dışlanmasını açıklamaz. Siz yıllardır aileleri bu cenazelerden uzak tutuyorsanız, bilgilendirme yapmıyorsanız en büyük engellemelerden birinin de bu bilgisizlik olduğunu söyleyebiliriz.”   ‘Kimlik tespiti yapılmış olabilir’   Xerzan’dan çıkarılan cenazelerin sayısına ilişkin kesin bir verinin bulunmadığını belirten Elif Taşdöğen, “Aradan geçen zamana baktığımızda bu kemiklerin kimlik tespitinin bugüne kadar yapılmış olması gerekirdi. Yapılmış olma ihtimali de çok yüksek. Ama biz bundan haberdar değiliz. Dosya kapsamında gizlilik kararı alındığı için dosyaya giren ve çıkan evrakları göremiyoruz” dedi. Bazı ailelerin başvuru yapmaktan çekindiğini de söyleyen Elif Taşdöğen, bunu devletin yıllardır sürdürdüğü korku politikasına bağladı. Ailelerin bulundukları yerden DNA eşleştirmesi için başvurabileceğini belirten Elif Taşdöğen, başvuruların kimlik tespiti sürecini hızlandırabileceğini ifade etti.   ‘Hakikatle yüzleşilmeli’   Cenazelerin akıbetinin bugün yürütülen barış müzakerelerinden ayrı ele alınamayacağını vurgulayan Elif Taşdöğen, “Barışmak sadece silahların susması değildir. Dünkü pratiklerden kaynaklı ortaya çıkan fotoğrafın görülmesi, o hakikatle yüzleşilmesi gerekir. Hâlen mezarı olmayan, akıbeti bilinmeyen çok fazla insan var. Bir barıştan söz edeceksek bunu bir bütün olarak ele almak gerekir” diye konuştu.    Şeyh Said ve Seyit Rıza’nın mezarlarının yerinin de bilinmediğine dikkat çeken Elif Taşdöğen, devletin mezarların akıbetine ilişkin açıklama yapması gerektiğini söyledi. Geçmişte yaşanan ihlallerin araştırılması için hakikat komisyonu kurulmasını isteyen Elif Taşdöğen, “Farklı kesimlerden insanların yer aldığı, gerçekten titizlikle araştırma yapılmasını sağlayan bir komisyon olmalı” dedi.