KESK Kadın Meclisi’nden 8 Mart mesajı: Barış için alanlardayız 2026-03-07 13:57:55   WAN - KESK Kadın Meclisi, 8 Mart dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Barış içinde bir arada yaşamak için, demokratik ve laik bir ülke için, emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için alanlardayız” diyerek tüm kadınları 8 Mart’ta alanlara çağırdı.   Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Wan Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla Şekerbank önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. “Yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz” şiarıyla gerçekleşen açıklamaya çok sayıda KESK’li kadın katıldı.   “Yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz” yazılı pankartın açıldığı açıklamada metni KESK Wan Kadın Meclisi Dönem Sözcüsü Rojbin Fırat okudu.   Yaşamını yitiren kadınlar selamlandı   8 Mart’ın tarihçesine ve önemine değinen Rojbin Fırat, “KESK’li kadınlar olarak geçmişten bugüne, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamlıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara, savaşlara, otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyor; dünden aldığımız güçle tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. İnsanca koşullarda çalışmak ve emeğinin karşılığını almak için Temel Conta’dan Digel Tekstil’e, Şık Makas’tan Migros Depo’ya direnen, Gazze’den Rojava’ya, Ukrayna’dan İran’a, Afganistan’a savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınları selamlıyoruz” dedi.   ‘Eşitlik olmadan özgürlük olmaz’   Günde en az 3 kadının katledildiğini dile getiren Rojbin Fırat, “Türkiye’de aynı gün içinde 6 kadın katledildi. 2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara 'şüpheli' olarak geçti. Bu cinayetler bir ihlale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ediyor. Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkılması, 6284 Sayılı Kanun'un etkisiz hale getirilmesinin yanında, iktidar ve gerici-milliyetçi ittifakı, tüm kurumları ve medyasıyla kadın ve LGBTİ+ düşmanlığını, nefret söylemini yaygınlaştırıyor. Medeni Yasa’nın kadınların lehine maddelerini hedef haline getiren iktidar, yanına tarikat ve cemaatleri de alarak mücadele ederek elde ettiğimiz kazanımlarımızı gasp ediyor. ‘Kutsal aile’ söylemiyle kadın emeğini görünmez ve karşılıksız kılmak isteyen bu düzene karşı laikliği savunmak, aynı zamanda kadınların ekonomik ve toplumsal özgürlüğünü savunmaktır. Laiklik olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz” şeklinde konuştu.   ‘Kadın soykırımı devam ediyor’   Dünyada ve bölgede devam eden savaş ve çatışmaların ekonomik ve toplumsal krizleri derinleştirdiğinin altını çizen Rojbin Fırat, “Çatışmadan sonra geçiş süreçlerinde de kadınların hedef alındığını görüyoruz. Afganistan'ın kölelik hükümlerine yer veren ceza yasası, kız çocukların eğitiminin yasaklanması, dans etmenin ve dans edenleri izlemenin suç sayılması, Suriye’de Lazkiye Valiliği’nin kamuda çalışan kadınlara makyaj yasağı, Şam kırsalındaki El-Tel Belediye Meclisi’nin kadın giyim mağazalarında erkeklerin çalışmasını yasaklaması, Rojava’da çetelerinin kadın bedenine ve kazanımlarına dönük saldırılar kadın soykırımının bir parçası olarak devam ediyor. Tüm bu saldırılar karşısında; Afganistan’da kadınlar eğitime erişim yasaklarını protesto ederken, diğer taraftan evlerde gönüllü eğitim grupları oluşturuyor. İran’da ekonomik ve sosyal adaletsizliğe karşı artan eylemlerde kadınlar talepleriyle en önde yer alıyor. Rojava’da kadın özgürlükçü yaşama karşı gelişen saldırılara karşı kadınlar özgürlük mücadelesinde ısrarını sürdürüyor. Dünyanın tüm kadınlarıyla birlikte ‘özgürlük’ için mücadele etmekte kararlıyız diyoruz. Ülkemizde de tekçi, faşizan ittifak varlığını gerginlik, kutuplaşma ve çatışma politikalarından beslenerek sürdürüyor. Savaş politikaları ile kışkırtılan milliyetçilik; açlık ve yoksulluğun, sistematik hale gelen ihlallerin ve kadın cinayetlerinin üstünü örtmenin aracı haline getiriliyor” diye belirtti.   ‘Barış içinde bir arada yaşamak için alanlardayız’   Cezaevindeki tecrit politikalarına ve hak ihlallerine de değinen Rojbin Fırat, “Örgütlenerek bir öz güce ulaşan kadınlar olarak, birbirimizden öğrenerek, dayanışarak bu karanlığı aşacağımızı biliyoruz. Rojava'dan Filistin'e, Afganistan'dan İran'a sınırları aşan kadın mücadelemizle kadınların sesini, sözünü, eylemini çoğaltarak hep birlikte bu karanlığı aşacağız, karanlığa teslim olmayacağız. Eşit ve özgür olduğumuz, sömürünün, baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için, hayatlarımıza sahip çıkmak için, savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için, barış içinde bir arada yaşamak için, demokratik ve laik bir ülke için, emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için, doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için alanlardayız” diyerek tüm kadınları 8 Mart’ta alanlara çağırdı.   Açıklama, “Jin, jiyan, azadî” sloganı ile son buldu.