Rojava’da savaş suçu işleniyor: Uluslararası hukuk uygulanmalı 2026-01-29 09:02:06   Rozerin Gültekin    WAN - Rojava’ya dönük saldırılar ile temel yaşam ihtiyaçlarına ambargo uygulanmasının savaş suçu olduğunun altını çizen ÖHD Wan Şube Eşbaşkanı Hatice Bağcı, “Uluslararası hukuk, Kürt halkı şahsında askıya alınmış durumda. Uluslararası hukuka uygun olarak Birleşmiş Milletler hükümlerinin derhal uygulanması gerekiyor. Saldırılara destek veren tüm ülkeler için yargılama olmalı” dedi.    HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin, 6 Ocak'tan bu yana Rojava’ya yönelik saldırıları sürüyor. Saldırılara karşı Rojava’da halk özsavunmasını gerçekleştirirken, dört parça Kürdistan’da ve Avrupa’da direniş her geçen gün büyüyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) de, Rojava’ya dönük saldırılara, sivil halkın katledilmesine ve ilaç, su, elektrik, gıda gibi temel yaşamsal ihtiyaçlara ambargo uygulamasına karşı Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi, İşkenceye Karşı Komite, Avrupa Konseyi Başkanlığı, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Dünya Sağlık Örgütü gibi birçok kurum ve kuruluşa 15 ve 23 Ocak’ta mektup gönderdi.   ÖHD Wan Şube Eşbaşkanı Hatice Bağcı, işlenen savaş suçlarına ve uluslararası hukukun işletilmemesine dair değerlendirmelerde bulundu.     'Saldırılar Kürtlere yönelik soykırım girişimi'   6 Ocak'tan bu yana devam eden saldırıların Kürtlere yönelik soykırım girişimi olduğunun altını çizen Hatice Bağcı, saldırıların savaş suçu kapsamında olduğunu ve bir an önce durdurulması gerektiğini ifade etti. Hatice Bağcı, “Binlerce kişi yerinden edildi, yüzlerce kişinin yaşamına toplu infazlarla son verildi. Su, elektrik ve birçok insani yardıma dahi ulaşılamayacak bir hal oluşturuldu, kadın bedenine yönelik insanlığa aykırı eylemler oldu. Tüm bu yaşananların, orada yaşayan sivillerin hayatına karşı soykırım ortamı oluşturulması amacıyla oluşturulduğunu düşünüyoruz. Rojava'da hedef alınan sadece bir bölge ya da bir grup değil. Bir bütün olarak Kürt halkının kimliği, iradesi ve kazanımlarıdır. Rojava'da demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir şekilde yaratılan bu yaşam modeli dünyaya örnek olan bir yaşam modeli. Emperyalist devletler ve çetelerin de aslında müdahale etmek istediği, ortadan kaldırmak istediği de Kürt halkı öncülüğünde Rojava'da geliştirilen bu modeldir. Ortadan kaldırılmak istenen kadın özgürlüğüdür, demokrasidir” dedi.   'Uluslararası hukuk Kürt halkı şahsında askıya alınmış'   Rojava’da insanlığa karşı işlenen suçlara karşı uluslararası sözleşmelerin, mekanizmaların işletilmesi gerektiğini söyleyen Hatice Bağcı, söz konusu Kürtler olduğundan hukukun askıya alındığını belirtti. Hatice Bağcı, “Uluslararası hukuk Kürt halkı şahsında askıya alınmış durumda. Rojava'da yaşanan durum öncelikle Cenevre Sözleşmesi'nin ek protokollerinin ve insancıl hukukun açıkça ihlalidir. Yaşanan rehin alma olayları, zorla kaybettirmeler, toplu şekilde yerinden edilmeler, kadın bedenine karşı yapılanlar, kadın ve kız çocuklarının kaçırılması, çocukların donarak ölümüne neden olacak bu fiziki şartların olması bütünen Rojava'da uluslararası hukukun bilinçli bir akılla çiğnendiğini gösteriyor. İşlenen tüm suçlar aynı zamanda uluslararası ceza mahkemesi yetki alanı içerisinde olan suçlar ancak uluslararası ceza mahkemeleri hala işlevselleştirilmemiş durumda. Rojava'da yaşananlardan failleriyle birlikte yaşananlara göz yuman, sessiz kalan, destek sunan herkesin sorumlu olduğu açık” sözlerine yer verdi.   ‘Sadece Suriye hükümeti değil destek veren tüm ülkeler için yargılama olmalı’   “Uluslararası hukuka uygun olarak Birleşmiş Milletler hükümlerinin derhal uygulanması gerekiyor” diyen Hatice Bağcı, işlenen suçlara karşı gerekli soruşturmaların bir an önce yürütülmesi ve yaptırımların uygulanması gerektiğini ifade etti. Hatice Bağcı, “Uluslararası Ceza Hukukunun uygulanması ve söz konusu suçlara ilişkin gerekli yaptırımların uygulanması için derhal soruşturma başlatılmalıdır. Her ne kadar somutta söz konusu halka yönelik eylemi Suriye Devleti gerçekleştiriyor olsa bile, dünya kamuoyunun da farkında olduğu üzere Amerika gibi birçok emperyal devletin desteğiyle Suriye Devleti'nin halklara yönelik soykırımı gerçekleştiriliyor. Suriye Devleti'nin ama bir bütün olarak cihatçı çeteleri destekleyen tüm emperyal devletlerin de uluslararası ceza mahkemelerinde yargılanması gerekiyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi hala Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne sevk mekanizmasını dahi işletmediği için, sevk edilince hangi suçların değerlendirileceği, hangi suçların hangi devletler ya da hangi kişiler tarafından işlendiğine yönelik nasıl bir değerlendirme yapılacağı da çok meçhul. Saldırılar mevcuttaki Suriye yönetimi önderliğinde yapılıyor olsa bile bu suçları işlemeye, cesaretlendiren, emperyal devletlerin ve dış güçlerin de etkisi çok büyük” ifadelerini kullandı.    ‘Söz konusu Kürtlere yönelik saldırı olunca terör örgütlerini meşru görüyorlar’   HTŞ’nin içerisinde barındırdığı DAİŞ başta olmak üzere birçok çetenin birçok ülke tarafından terör örgütü listesine alındığını ancak buna rağmen Suriye Geçiçi Hükümeti’nin dünya tarafından meşru görüldüğünün altını çizen Hatice bağcı, “Söz konusu Kürtler ve iradeleri olunca tüm emperyal devletler terör örgütü listesinde olduğunu kabul ettikleri çeteleri Suriye Devleti'nin yöneticileri olarak görebiliyor. Dünyanın her yerinde, neresinde gerçekleşirse gerçekleşsin bu yaşananlar savaş suçudur ancak mevcutta söz konusu Kürtler ve söz konusu coğrafya Kürdistan olduğu için tüm emperyal devletler Şara ve mevcut yönetimine destek sunuyor. Rojava'da Suriye hükümeti öncülüğünde gerçekleştirilen katliam ve soykırıma karşı tüm mekanizmaların susması, aslında tüm dünyanın da desteklemiş olduğu bir soykırım girişimi ve savaş hâli olduğunu gösteriyor” dedi.    'Uluslararası kurumlardan çağrılara hala dönüş yok'   Hatice Bağcı, son olarak şunları dile getirdi: “ÖHD olarak Rojava ve Suriye'deki halklar için uluslararası güvenlik mekanizmalarının hayata geçirilmesi, saldırıların ortadan kaldırılması, Rojava'nın siyasi ve toplumsal statüsünün tanınması, halkların can güvenliğinin sağlanması, yardım koridorlarının oluşturulması için güçlü ve etkili girişimlerde bulunulması çağrısıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne, Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Komiteye ve İnsan Hakları Komitesi'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi Koalisyonu'na, Avrupa Konseyi Başkanlığı başta olmak üzere dünyadaki birçok kurum, kişi, hak hukuk örgütleri başta olmak üzere kurum ve kuruluşlara acil çağrı içeren mektuplar ve mailler gönderdik. Ancak hiçbir kurum ve kuruluştan olumlu dönüş almış değiliz.”