UDKP: Jin jiyan azadî devrimi yaşıyor! 2026-01-11 17:58:26     HABER MERKEZİ - İran'daki eylemlere ilişkin açıklama yapan Ulusötesiı Demokratik Kadın Platformu, “Jin, jiyan, azadî devrimi yaşıyor ve halkın kendi kaderi üzerindeki özgürlüğünün, eşitliğinin ve egemenliğinin gerçekleşmesine kadar devam edecektir. Hiçbir güç, ayağa kalkmış halkın iradesini durduramayacaktır" mesajı verdi.   Uluslararası Demokratik Kadın Platformu (UDKP), İran ve Rojhilat'ta süren halk isyanlarına dair yazılı açıklama gerçekleştirdi. İran'daki mevcut protestoların “Jin jiyan azadî" devrimci ayaklanmalarının bir devamı olduğunun inkar edilemez olduğu belirtilen açıklamada, "Bu ayaklanma kısmi bir protesto değil, tüm iktidar düzenine radikal bir saldırıydı. Tüm iktidar ve baskı yapılarının meşruiyetini sorguluyordu. Bu hareket, İran toplumunun geri döndürülemez bir mücadele evresine girdiğini gösterdi. Korkunun çöktüğü ve temel bir değişim için kolektif bir iradenin oluştuğu bir evre. Hapishanelerdeki kadınların grevi, siyasi tutukluların direnişi ve kadınların sokaklardaki yaygın, bilinçli ve ilerici varlığı, bu devrimin kalbinde belirleyici konumlarını ortaya koydu" denildi.    ‘Ne şah ne şeyh’   “Jin, jiyan, azadî" toplumun kurtuluşunda ancak aşağıdan yukarıya örgütlenmeyle olacağı vurgulanan açıklamada, kolektif öz örgütlenme ve tahakküm ilişkilerinin kırılması yoluyla da bu topumun inşasının mümkün olduğu kaydedildi. Kadınların bu mücadelede önde gelen güç olduğunu kanıtladığı vurgulanan açıklamada, "Bu protestolar sadece siyasi bir tepki değil. Kökleri ekonomik kriz ve toplumsal çöküşe derinden bağlıdır. Sistematik yolsuzluk, kamu kaynaklarının organize yağmalanması, yaygın yoksulluk, milyonlarca insanın işsiz kalması ve geçim güvenliğinin yok edilmesi, toplumun büyük çoğunluğunun hayatını patlama noktasına getirmiştir. Güce bağımlı yozlaşmış bir azınlık astronomik servet biriktirirken, halkın büyük çoğunluğu enflasyon, hak yoksunluğu ve geleceksizlik yükü altında ezilmektedir. Siyasi boğma ve her türlü protesto sesinin sistematik olarak bastırılması, toplumun birikmiş öfkesini sokaklara taşımıştır. Halk yıllarca bedel ödedi, öldürüldü, hapsedildi, işkence gördü ve sürgüne gönderildi; ancak hükümetin cevabı her zaman baskıyı yoğunlaştırmak oldu. Bugün halkın mesajı açık ve nettir, İran toplumu artık hiçbir diktatörlük biçimine tahammül etmeyecektir; ne Şah'ın kalıtsal diktatörlüğüne, ne de Şeyh'in dini tiranlığına. Geçmişi yüceltme veya mevcut baskıcı çerçeveleri koruma girişimi, bu devrime açık bir ihanettir. Bugünün gerçek tehlikesi, 'alternatif' kisvesi altında aynı otoriter düzeni ve baskıcı güçleri yeni bir biçimde korumaya çalışan devamlılıkçılar ve monarşistler tarafından devrimin ele geçirilmesidir. Bu akımlar kurtuluşun temsilcileri değil, aksine kendi yönetimlerinin devamlılığının garantörleridir. Bu arada, haber kanallarının ve medyanın bazı kesimlerinin yıkıcı rolü yadsınamaz; medya, bu siyasi grupları büyüterek ve halkın gerçek taleplerini çarpıtarak, devrimin ufkunu sınırlamaya ve zararsız hale getirmeye çalışmaktadır. Ancak bu aynı çabalar, istemeden de olsa halkı daha da sertleştirmiştir: Toplum, kurtuluşun ne yukarıdan ne de iktidarın düşünce kuruluşlarından değil, yalnızca kitlelerin bağımsız ve örgütlü mücadelesi yoluyla mümkün olduğunun her zamankinden daha çok farkına varmıştır. Halkın cevabı açıktır, rejimin tamamen devrilmesi ve her türlü tahakküm ve baskının ortadan kaldırılması" ifadelerine yer verildi.    ‘Hiçbir güç, ayağa kalkmış halkın iradesini durduramayacaktır’   Cezaevlerindeki direnişe dikkat çekilen açıklamanın devamı şu şekilde: "Biz, hapishanedeki insanların sesine, hapsedilmiş bedenleriyle ama özgür iradeleriyle toplumun uyanmış vicdanı olan siyasi mahkumların sesine koşulsuz desteği vurguluyoruz. Onların sesi devrimin sesidir ve sokak ile hapishane arasındaki bağlantı, mücadelenin devamlılığının omurgasıdır. Geleceğin özgür toplum vizyonunda, farklı milliyetlerin, dilsel, kültürel ve kimlik çeşitliliğinin haklarının tanınması, dayanışma ve özgürleşme için temel bir koşuldur. Ayrıca, kadın haklarının tam olarak güvence altına alınması ve gerçek cinsiyet eşitliğinin sağlanması olmadan hiçbir siyasi düzen meşruiyet kazanamaz. Protestoları ilerletmek ve onları belirleyici bir güce dönüştürmek için, yerel komitelerin, halk konseylerinin ve örgütlü direniş ağlarının oluşturulması acil ve hayati bir gerekliliktir. 'Jin, jiyan, azadî' devrimi yaşıyor ve halkın kendi kaderi üzerindeki özgürlüğünün, eşitliğinin ve egemenliğinin gerçekleşmesine kadar devam edecektir. Hiçbir güç, ayağa kalkmış halkın iradesini durduramayacaktır."