‘Sayın Öcalan bu sürecin siyasal koordinatörü olmalı’ 2026-08-14 09:01:30   Nazlıcan Nujin Yıldız   ANKARA - Meclis’ten geçen kök yasanın bir başlangıç niteliği taşıdığına dikkat çeken HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yasanın uygulanma sürecinin siyasal koordinatörü olması gerektiğini belirtti.   Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan ve sürece yasal ve hukuki zemin oluşturması öngörülen “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” kanun teklifi, Meclis Genel Kurulu’nda 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oyla kabul edildi.   Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, “kök yasaya” ilişkin değerlendirmelerde bulundu.   ‘Önemli bir başlangıçtır’   Türkiye tarihinde Kürt sorununun ilk kez Meclis’te ele alındığını söyleyen Sultan Özcan, “Geçen yıl 5 Ağustos’ta Meclis’te bir komisyon kuruldu. Buna İYİ Parti hariç bütün partiler üye verdi ve bir yıl sonra komisyon raporunu açıkladı. Komisyonun pek çok kesimin görüş ve önerilerini alma faaliyetlerinin yürütülmesi, devlet karakteriyle yavaş ilerlese de bu sorunun ilk kez Meclis’te ele alınması ve bir hukuki çerçeveye kavuşturulması tarihîdir. Çatışma zemininden çıkarıp hukuki ve siyasal zeminde teminat altına alan, eksiklikleri ve eleştirileriyle beraber bir kök yasa niteliğinde olması hasebiyle çok önemli, yaşamsal ve tarihî bir başlangıçtır” dedi.   ‘Ana müzakereci olma rolünü kanıtladı’   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın inisiyatif almasıyla Türkiye’de topyekûn bir dönüşüm etkisi yaratıldığını dile getiren Sultan Özcan, “Bütün spekülasyonları boşa çıkaran 27 Şubat’ta yaptığı güçlü ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’; örgütün hemen arkasından ateşkes ilan etmesi, kongresini toplaması, fesih kararı alması ve silah yakma merasimi gerçekleştirmesiyle bir taraf olarak çok hızlı adımların atılmasına vesile oldu. Aslında bu spekülatif yaklaşımları boşa çıkararak ana müzakereci olma rolünü de tüm dünyaya, Türkiye halklarına kanıtlamış oldu” diye belirtti.   ‘Sayın Öcalan sürecin siyasal koordinatörü olmalı’   Çerçeve yasayla birlikte yeni bir dönemin başladığına dikkat çeken Sultan Özcan, şöyle devam etti: “Yasanın uygulanma aşamalarında nelerle karşılaşacağız? Nasıl bir yöntem izlenecek? Dönüşler nasıl olacak? Teyit ve tespit nasıl olacak? Cezaevlerindeki çıkışlar nasıl olacak? Yurt dışındaki dönüşler nasıl gerçekleşecek? Bunların, özellikle silahlı mücadeleye veda edip kendisini fesheden örgüt üyelerinden yasa kapsamı içinde yer alanların dönüş süreci bakımından da Sayın Abdullah Öcalan’ın bütün bu sürecin siyasal koordinatörü gibi bir rolünün olması; bu sürecin ferasetle ve sorunsuz yürütülmesi, nihayete kavuşmasının önündeki engellerin kaldırılması ve tereddütlerin giderilmesi bakımından oldukça önemlidir.”   ‘Alt komisyonlar mutlaka oluşturulmalı’   Kök yasada iki kurulun öngörüldüğünü belirten Sultan Özcan, “Bir tanesi Cumhurbaşkanlığına bağlı, çeşitli bakanlıkların ve Cumhurbaşkanı Yardımcısının içinde olduğu bir kurul. Bir tanesi de Meclis’te bir izleme kurulu olarak düşünülüyor. Dolayısıyla aslında bunların alt komisyonlarının ve kurullarının mutlaka ihtiyaca göre oluşturulması gerekiyor. Sayın Öcalan’ın özgür çalışma koşullarının sağlanacağı, sürece bizzat siyasal koordinatör olarak dahil olmasını sağlayacak bazı mekanizmaların oluşturulmasını yüksek sesle ifade ediyoruz. Bunun da takipçisi olacağız. Aksi takdirde doğabilecek komplikasyonlar, sürecin yer yer akamete uğramasına, genel deyimle enfeksiyonlara açık hâle gelmesine yol açar ki biz bunu kabul etmeyiz. Türkiye halkları da Kürt halkı da bunu kabul etmez. Zaten örgütün açıklamalarından da bunu anlıyoruz” ifadelerini kullandı.   ‘Mücadele bizi bekliyor’   Çatışma çözümünün birinci basamağı olarak silahların devreden çıkmasının demokratik dönüşümün önünün açılması açısından önemli bir adım olduğunu hatırlatan Sultan Özcan, “Toplumsal mücadele dinamiğiyle bunun sadece takipçisi ya da gözlemcisi değil, yürüteni ve yükümlülüğünü üstlenen bir mücadele hepimizi bekliyor. Bu, demokratikleşmeden ayrı değil” diye ekledi.   ‘Barışın yolu demokratikleşmeden geçer’   100 yıllık inkârın ve 50 yıllık mücadele ve çatışma döneminin bir yasayla nihayete ermeyeceğini belirten Sultan Özcan, hukuki çerçevenin bir kılavuz niteliği taşıdığını ifade etti. Barışın kalıcı olmasının demokratikleşmeden geçtiğine vurgu yapan Sultan Özcan, “Barışın kalıcı olması eşit yurttaşlıktan, ana dilde eğitim hakkının yasal güvenceye kavuşturulmasından geçer. Barışın kalıcı olması sosyal adaletin, ekonomik, sosyal ve siyasal hayatın da demokratikleştirilmesinden, güvence altına alınmasından geçer” ifadelerini kullandı.   ‘Anayasal eşitlik ortak geleceğin teminatı olacaktır’   Meclis komisyonunun 7. maddesinde de yer alan AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, belediyelerin esas sahiplerine iade edilmesi dahil olmak üzere demokratikleşme adımlarının bir an önce atılması gerektiğini belirten Sultan Özcan, şöyle devam etti: “Kürt halkının ve bütün yok sayılanların dilinin, inancının, kültürünün ve kimliğinin hukuki güvenceye alınması ve anayasal eşit yurttaşlığın tanımlanması ortak bir geleceğin teminatı olacaktır. Bütün bu demokratikleşme süreçlerinin yasa uygulanmaya başladıktan sonra iç içe geçebileceğini ama her bir merhalenin nihayetinde demokratik, özgürlükçü bir anayasayla taçlandırılması gerektiğini hep birlikte biliyoruz. Ama bunlar her tarafın adaletle bezenmesinden geçer. Katılım adaleti, söz, yetki ve karar süreçlerinin açılması, demokratik alanın genişletilmesi, yerel demokrasinin ve yerinden yönetim kanallarının hukuki güvenceye kavuşturularak inşa edilmesi gerekir.”   ‘Talepler gibi sunulan haklarımızın iadesidir’   Kadınların yasanın uygulanma sürecinde de özne olması gerektiğine vurgu yapan Sultan Özcan, “Demokratik anayasanın sosyal adaleti sağlaması, gelir adaletsizliğini gidermesi, örgütlenme ve ifade özgürlüğünün önündeki engelleri kaldırması ve doğanın haklarını da içermesi gerekir. Savaş nedeniyle imha edilen doğanın, canlı yaşamını kurutan ve geri dönüşü olmayan bu süreçte yeniden onarılması, haklarının korunması ve güvence altına alınmasını öngören bir adaletler silsilesiyle taçlandırılırsa kalıcı barış olacak. Şimdi böyle bize bir şey lütfedilecekmiş, talepler zinciri gibi sunulan şey bizim haklarımızın iadesidir” diye belirtti.   ‘Ortak mücadeleye ihtiyaç var’   Türkiye’nin demokratikleşmesinin sadece devrimci demokratik kamuoyunun ve Kürt halkının tek başına yürüteceği ve başarıya ulaştıracağı bir süreç olmadığına dikkat çeken Sultan Özcan, “Bu, 86 milyonun; örgütlü öznelerin, annelerin, ‘Bu acılar bir daha gitsin ve geri dönmesin’ diyenlerin hepsinin ortak iradesiyle ve ferasetiyle gerçekleşecek. Her şeyi bir yasaya, sandığa, seçime ve seçmen girdabına sıkıştırmak doğru değildir. Sadece bugünün ve yakın dönemin pragmatist çıkarlarına, oy hesaplarına göre bu devasa meseleyi buraya sıkıştıran yaklaşımdan vazgeçmek gerekiyor. Sorunun muhatapları bir müzakere yürütüyor. Hep birlikte kalıcı bir barışa, demokratik bir Türkiye’ye erişmek için bu çatışma çözümünden demokratikleşmeye varıncaya değin bütün siyasal ve demokratik öznelerin ortak bir mücadelede iş birliğine ihtiyacı var” dedi.   ‘Yeni bir yaşamı örme iradesi var’   “İktidarın demokratik alanı ve hak alanını daraltan pratiklerine duyulan bir güvensizlik var” diyen Sultan Özcan, “Bunu anlıyoruz. Çünkü biz payımıza düşeni fazlasıyla almış, can yangını yaşayan toplumsal bir kesimimiz. Ama madalyonun diğer tarafında ‘Kürtler erişkin ve yetişkin değil. Kandırılma potansiyeli en yüksek toplumsal kesim’ söylemleri çok oryantalist bir bakış açısıdır. Bu aydınlanmacı, Batıcı, sömürgeci ve kibirli bir yaklaşımdır. Tarihin hep doğru yerinde, mazlumların lehinde konumlanmış en politik topluma yönelik bu yaklaşımı halk da kayda alacaktır. Tarih de kayda alacaktır ve ben inanıyorum, mahcup olacaklardır. Yeni bir yaşam ufkunu örme iradesi bizlerde var” sözlerine yer verdi.