Gulistan Kanîreş: Dil hafızanın merkezidir 2026-06-01 09:08:23   Rojda Aydın    AMED - Kürt kadın edebiyatının yeni seslerinden Gulistan Kanîreş, Evîn Goyî'nin yaşamını ve mücadelesini anlattığı kitabına ilişkin konuştu. Gulistan Kanîreş, Kürtçenin yalnızca bir dil değil; kadınların hafızasını, acılarını ve hakikatini taşıyan bir alan olduğunu belirtti.   Kürt kadınların sesi, hafızası ve direnişi bir kez daha edebiyat aracılığıyla buluşuyor. Erkek egemen tarih anlatılarının gölgesinde bırakılan kadın yaşamlarını görünür kılan anlatılar, yalnızca bir hikâyeyi değil, halkların bastırılmış hafızasını da gün yüzüne çıkarıyor. Kalemle büyütülen bu anlatılar, kadınların inkâr, sessizlik ve dışlanmaya karşı yaşamla kurduğu güçlü bağın da bir ifadesi oluyor.    Bu isimlerden biri olan yazar ve şair Gulistan Kanîreş de yaşamı ve direnişi kalemiyle anlatıyor. Gulistan Kanîreş, son olarak "Evîna Dilan" adlı kitabını yayımladı.   Kitap, 23 Aralık 2022'de Fransa'nın başkenti Paris'te Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi'ne yönelik silahlı saldırıda katledilen Kürt Kadın Hareketi öncülerinden Evîn Goyî (Emîne Kara) üzerine kaleme alındı.   Evîn Goyî için yazdı    Son romanının 2025 yılında, Evîn Goyî'nin yaşamını yitirişinin yıl dönümünde yayımlandığını belirten Gulistan Kanîreş, "Kitabımın yayımlanmasının üzerinden beş aydan fazla zaman geçti. “Evîna Dilan” adlı romanımın konusu Evîn Goyî'dir. Evîn Goyî 32 yıllık bir mücadele insanıydı. Rakka'da DAİŞ'e karşı savaşırken yaralandı. Yaralandıktan sonra Avrupa'ya geldi. Uzun bir süre birlikte kaldık. Ne yazık ki diğer katliamlarda olduğu gibi Ocak 2023'te Paris'te katledildi. Evîn'i yazmak istedim. Kürt kadınların ve Kürt halkının birçok kahramanının adını duyuyoruz. Ancak biz bu isimleri bizden sonraki kuşaklara da tanıtmak istiyoruz. Şehit düştüğünde aylarca bunun etkisinde kaldık. Ona dair yazacağıma söz verdim. Yazarken çok zorlandım. Çünkü yazdığım her yerde onun anıları vardı. Uzun süre duygusal olarak etkilendim ama yine de yazdım. Yeni kuşaklar biraz da olsa Evîn Goyî'yi tanısın istedim" sözlerini kullandı.    Kitaplarını iki Kürt lehçesiyle yazıyor   Eserlerini Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde kaleme aldığını dile getiren Gulistan Kanîreş, "Şiir duygudur. En derin duygu kadının yüreğindedir. Ancak kadınlar duygularını çoğu zaman yazmamış, ağıtlarla ve içlerinde taşımıştır. Bugün görüyoruz ki kadınların duyguları yazıyla dile geliyor. İçinizdeki sessizliği paylaşıyorsunuz. Hikâyenizi yazıyor, duygularınızı şiire dönüştürüyorsunuz. Aynı zamanda o sessizliği kırıyorsunuz. 'Ben varım, duygularım var' diyorsunuz. Hikâyelerimi ve yaşadıklarımı kendim yazıyorum. Kürdistan tarihine baktığımızda kadınlar da yazdı ve anlattı. Ancak erkekler daha görünür oldu. Bugün ise kadınların öncüleştiğini ve yazdığını görüyoruz. Roman alanında ulaşmamız gereken noktaya henüz tam olarak gelmemiş olabiliriz. Ancak artık Kürt kadınları kendi romanlarını ve yaşam hikâyelerini yazıyor. Kadınlar acılarını, umutlarını ve hikâyelerini kalem aracılığıyla paylaşıyor; seslerini duyuruyor. Bu nedenle roman ve şiirde kadın kalemi çok önemlidir" ifadelerini kullandı.    'Dil başlı başına bir duygudur'   Edebiyatın yalnızca estetik bir alan olmadığını kaydeden Gülistan Kanîreş, "Edebiyat aynı zamanda geçmiş ve gelecek arasındaki hafızadır. Geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprüdür. Duygularınızı ve sözlerinizi toplum için bir eve dönüştürürsünüz. Tarihinde edebiyatı, kültürü ve dili olmayan toplumlar, başka tüm imkânlara sahip olsalar da eksik kalırlar. Dil ve edebiyat toplumun varlığıdır. Kadın kalemiyle bu varlık daha da değerli hale gelir. Çünkü en büyük ve anlamlı duygu kadının yüreğindedir. Bu dönemde kadın kalemine çok büyük bir anlam yüklüyoruz. Bir dili başka bir dile tam olarak taşıyamazsınız. Bir şiiri çevirdiğinizde bazı duygular kaybolur. Çünkü dil başlı başına bir duygudur" dedi.    'Kürtçe ticaret dili değil'   Konuşmasının devamında Kürtçe üzerindeki baskılara dikkat çeken Gülistan Kanîreş, şu sözlere yer verdi: "Yıllardır Kürtçenin resmi dil olması gerektiğini söylüyoruz. Bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Ana dilimize sahip çıkmalıyız. Duygularımızın, şiirimizin ve edebiyatımızın alanını daha da büyütmeliyiz. Kendi içimizde de bu dili güçlendirmeliyiz. Bir Kürtle Türkçe konuşmak istemiyorum. Bu bireysel bir mesele değil; toplum olarak dilimize önem vermeliyiz. Edebiyat ve kültürün başlangıcı dildir. Başkalarından medet ummak yerine kendi mücadelemizi yürütmeliyiz. Herkes bulunduğu alanda bu dili yaşatmalı ve konuşmalıdır.    Bugün Kürtçe yazanlar, Kürtçenin gerçek sevdalılarıdır. Çünkü Kürtçe bir ticaret dili değildir. Bu nedenle Kürtçe eserlerin okunmasında da eksiklikler ortaya çıkıyor. Yalnızca yazmak yetmiyor, eserlere sahip çıkmak da gerekiyor. İnsanlar bu eserler sayesinde bilgi sahibi oluyor. Toplum Evîna Dilan'ı okuduğunda Evîn Goyî'yi de tanıyacaktır. Bu nedenle edebiyatın önemi dille doğrudan bağlantılıdır. Kürtçe çok zengin bir dildir. Ancak bu zenginliği yeterince kullanamıyoruz. Aydınlar, kurumlar ve kuruluşlar sahip çıkmaya çalışsa da bunu toplumda hâlâ zayıf görüyorum. Özellikle bu dönemde herkes önce kendisinden başlamalıdır. Ortak bir duyarlılık ve sahiplenme oluşturulmalıdır."   'Dilimize sahip çıkalım'   Konuşmasının sonunda yıllardır bu alanda önemli bir mücadelenin yürütüldüğüne işaret eden Gulistan Kanîreş, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu çok değerli ve anlamlı bir mücadeledir. Elbette devam edecektir. Ancak Kürtçe resmi dil olmalıdır. Bu dil bugünlere nasıl ulaştı? Annelerimizin, dedelerimizin, hikâyelerimizin ve yaşanmışlıklarımızın sayesinde. Bu nedenle yasaklamalara karşı mücadele edeceğiz. Ama önce kendi dilimize sahip çıkmalıyız."