ÖHD 6 aylık cezaevi ihlal raporunu açıkladı 2026-07-09 16:02:57   İSTANBUL - Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin 6 aylık raporunu açıklayan ÖHD Hapishane Komisyonu, hak ihlallerinin arttığını belirterek, "Tecrit başta olmak üzere tüm hak ihlallerine derhal son verilmelidir" dedi.    Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, cezaevlerinde Ocak-Haziran döneminde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı 6 aylık raporu, dernek binasında düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Çok sayıda kişinin katıldığı toplantıda "Tecrit İnsanlık Suçudur" pankartı açıldı.    Raporda Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi, Edirne L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi ve Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nde yapılan görüşmelerde tutsakların temel haklara erişiminde yaşanan hak ihlallerinin ortaklaştığı görüldü. Sağlık hizmetlerine, temiz suya, hijyen ürünlerinden yayın hakkına kadar birçok başlıkta benzer sorunlar ortaya çıktı.    Raporu açıklayan ÖHD üyesi avukat Zozan Vargün, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın "Barış ve Demokratik Toplum" çağrısıyla yeniden gündeme gelen çözüm tartışmalarının, cezaevlerindeki hak ihlallerinin de ele alınmasını zorunlu kıldığını belirterek şunları söyledi: "Barış ve demokratik çözüm yönünde toplumda oluşan beklenti ve destek eğilimine rağmen, devlet ve ilgili kamu otoriteleri tarafından sürece ilişkin bütüncül, sistematik ve normatif bir reform planının ortaya konulmamış olması, hem hukuki belirlilik ilkesini hem de toplumsal güven duygusunu zedeleyen bir belirsizlik alanı yaratmaktadır.    Hapishaneler ayrıca ele alınmalı   Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin değerlendirmelerde, hapishane rejiminin ayrıca ve özel olarak ele alınması zorunludur. Zira hapishaneler, yalnızca bireylerin özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı kapalı kurumlar değil, aynı zamanda devletin pozitif yükümlülüklerinin, insan haklarına saygı standardının ve demokratik hukuk devletinin sınırlarının en görünür biçimde ortaya çıktığı alanlardır. Bu bağlamda hapishanelerde devam eden yapısal sorunlar, yalnızca bireysel hak ihlalleri olarak değil, sistematik ve kurumsal nitelik taşıyan bir infaz politikası sorunu olarak değerlendirilmelidir."   İhlaler arttı   Marmara Bölgesi başta olmak üzere birçok cezaevinde tecrit uygulamalarının devam ettiğine dikkat çeken Zozan Vargün, "Fiziksel şiddet iddialarının yanı sıra psikolojik baskı, izolasyon ve sosyal yalnızlaştırma pratikleri infaz rejiminin giderek cezalandırıcı bir karakter kazandığını göstermektedir" dedi.    Hasta tutsakların sağlık hakkının ihlal edildiğini vurgulayan Zozan Vargün, koşullu tahliyelerin İdare ve Gözlem Kurulları tarafından keyfi biçimde engellendiğini söyledi. Zozan Vargün, "Hasta mahpusların tedaviye erişimlerinin önündeki engeller kaldırılmalı, ağır hasta mahpusların infaz erteleme talepleri kabul edilerek derhal tahliye edilmelidir.İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi uygulamalarına derhal son verilmelidir"  ifadelerini kullandı.   Reform süreci    Zozan Vargün son olarak çözümün insan hakları temelinde atılacak adımlarla mümkün olacağını dile getirerek, "Türkiye'de barışçıl çözüm yollarının önünü açmak ve hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etmek için başta hapishaneler olmak üzere tüm devlet kurumlarında insan haklarına dayalı bir reform süreci başlatılmalıdır" diye kaydetti.    Devletin anayasal ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmesini isteyen Zozan Vargün, "Mahpuslara yönelik başta tecrit olmak üzere tüm hak ihlallerine derhal son verilmelidir" çağrısında bulundu.   Raporda tutsakların yaşadığı hak ihlalleri şu şekilde sıralandı:     Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi   "*Sağlık durumu ağır olan ve ATK/TİHV raporlarına rağmen tahliye edilmeyen hasta mahpuslar bulunuyor.   *Revir hizmetlerinin fiilen işlemediği; doktorun mahpusları muayene etmeden reçete yazdığı iddia ediliyor.   *Planlanan hastane sevklerinin gerekçesiz iptal edildiği belirtiliyor.   *Musluk sularının kirli, banyo sularının kötü kokulu ve cilt sorunlarına yol açtığı aktarılıyor.   *Hijyen ürünleri ve pedlerin ihtiyaç kadar verilmediği ifade ediliyor.   *Koğuşlarda rutubet, çatı akması, dökülen sıvalar, elektrik kesintileri ve aydınlatma sorunları bulunuyor.   *Kitap ve gazete erişimi kısıtlı; özellikle Kürtçe yayınlar, Yeni Yaşam ve Evrensel gazetelerinin verilmediği belirtiliyor.   *Kurs ve ortak alan faaliyetlerinin yetersiz olduğu aktarılıyor.   *Aramalarda erkek jandarmaların da bulunduğu, sık ve kapsamlı aramalar yapıldığı belirtiliyor.   *Şiirde "Kürdistan" ifadesi geçtiği için tutanak tutulduğu aktarılıyor.   *Abdullah Öcalan fotoğrafı bulunan gazete kupürü nedeniyle bir mahpusa disiplin soruşturması açıldığı ve hücre cezası verildiği belirtiliyor.   *Ramazan ayında havalandırma süresinin yaklaşık 1 saat azaltıldığı ifade ediliyor.   *Açık görüş sonrası bazı mahpuslar ve ailelerine görüş yasağı getirildiği aktarılıyor.   *Ayakkabı değiştirdiği gerekçesiyle bir mahpusa hücre cezası verildiği belirtiliyor.   *Tahliye olan mahpuslardan iaşe bedeli talep edildiği aktarılıyor.   *İnfaz ertelemesi yapılan mahpus bulunmadığı belirtiliyor.   Edirne L Tipi Kadın Kapalı Cezaevi   *Ayda üç kez yapılan ayrıntılı koğuş aramalarında mahpusların duştan zorla çıkarıldığı iddia ediliyor.   *Daha önce iade edilen not defterlerine yeniden el konulduğu belirtiliyor.   *Ortak alanlar ve havalandırmaların kameralarla izlendiği aktarılıyor.   *Paslı su nedeniyle çok sayıda mahpusta egzama geliştiği ifade ediliyor.   *Rutubet ve kanalizasyon kokusunun sürekli olduğu belirtiliyor.   *Günlük su kotasının 50 litre ile sınırlandırıldığı ve her gün saatler süren su kesintileri yaşandığı aktarılıyor.   *Yemek porsiyonlarının yetersiz ve kalitesiz olduğu, kantin ürünlerinin pahalı olduğu belirtiliyor.   *Sebze-meyve çeşitliliğinin çok sınırlı olduğu ifade ediliyor.   *Ücretsiz temizlik malzemesi taleplerinin reddedildiği aktarılıyor.   *Yedek nevresim verilmediği, mevcut nevresimlerin eski ve yırtık olduğu belirtiliyor.   *Mektup ve kargoların personel eksikliği gerekçesiyle iki ayda bir dağıtıldığı ifade ediliyor.   *Kitap kotasının 5 kitap ile sınırlandırıldığı belirtiliyor.   *Yeni Yaşam ve Evrensel gazetelerinin verilmediği aktarılıyor.   *Haftada yalnızca 1 saat spor yapılabildiği belirtiliyor.   *Kadın mahpuslar için yalnızca okuma-yazma kursu bulunduğu; diğer kursların açılmadığı ifade ediliyor.   *Hastane sevklerinin aylar sürebildiği, ring araçlarında uzun süre bekletildikleri belirtiliyor.   *Su kaynaklı deri hastalıklarının yaygınlaştığı aktarılıyor.   *Bipolar tanılı bir mahpusun krizlerine rağmen hastaneye yatırılmadığı belirtiliyor.   *İnfaz ertelemesi bulunmadığı ifade ediliyor.   Gebze Kadın Kapalı Cezaevi   *Pandemi döneminden kalan hak kapsamında haftada 20 dakika ek telefon görüşü uygulanıyor.   *Örgütlü suçlar kapsamında bulunan mahpuslara görüntülü görüş hakkı tanınmadığı belirtiliyor.   *Aynı kapsamdaki mahpusların haftalık telefon görüş süresinin diğer mahpuslara göre daha kısa olduğu aktarılıyor.   *Yeni Yaşam ve Evrensel gazetelerinin verilmediği ifade ediliyor.   *İngilizce, resim ve kuaför kursları bulunmasına rağmen gitar ve bağlama gibi kurs taleplerinin karşılanmadığı belirtiliyor.   *Çok sayıda ağır hasta mahpus bulunduğu; kanser, protez, kemik erimesi, miyom ve hipertansiyon gibi ciddi sağlık sorunlarının bulunduğu aktarılıyor.   *Hasta mahpusların hastaneye kelepçeli götürüldüğü, özellikle diş tedavisinde kelepçeli muayene dayatması nedeniyle tedavi olamadıkları belirtiliyor.   *Hücrede bulundurulabilecek kitap sayısının 20 kitap ile sınırlandırıldığı ifade ediliyor."