Barış için seslendiler: Türkiye’nin kaybedecek bir yüzyılı daha yok 2026-06-02 09:02:29   BURSA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün ve anayasal güvencenin sağlanması gerektiğini belirten kadınlar, "Bir yüzyıl daha kaybetmeye tahammülü yok” çağrısında bulundu.     Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı Barış ve Demokratik Çözüm çağrısının üzerinden bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen devlet hala somut bir adım atmadı. Derinleştirilen çözümsüzlük politikalarına, tecrit koşullarına ve özel savaş yöntemlerine karşı mücadeleye devam ettiklerini belirten siyasetçi kadınlar Kürt devletin süreci hızlandırması çağrısında bulundu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı barış çizgisinin arkasında olduklarını vurgulayan kadınlar, anayasal güvence, anadilde eğitim ve fiziki özgürlük taleplerini vurgulayarak "Türkiye'nin bir yüzyıl daha kaybetmeye tahammülü yok" mesajı verdi.   'Silah bırakanlara yer verilsin, yasal düzenleme yapılsın'   Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın barışı tesis etmek istediğini belirten MEYADER Eşsözcüsü Münesra Geçimli, iktidara ve muhalefete seslenerek kalıcı bir barış için somut ve yasal adımların atılması gerektiğini ifade etti. Münesra Geçimli, “Hem Bahçeli’ye hem de Erdoğan’a sesleniyoruz; biz barış istiyoruz. Ne gerillanın ne de Türk askerlerinin annelerinin yüreğinin yanmasını istemiyoruz. Sistem korku üzerinden yürüyor. Gelmeleri için yasal düzenlemeler yapsınlar. Biz bunun önüne geçen düzenlemeler istemiyoruz. Kendi rengimizle, kimliğimizle yaşamak istiyoruz. Türklerin dilinin, kültürünün özgür olduğu gibi bizimki de olsun. Biz kardeşlik istiyoruz, 'biz kardeşiz' diyoruz ama onlar öyle demiyor. Haklarımızı görmezden gelmekte ısrar ediyorlar. Biz barış, kardeşlik istiyoruz ve artık yeter diyoruz” şeklinde belirtti.   'Kürtlerin varlığını ve dilini kabul etmeliler'   Siyasetçi Fedayet Aras ise onlarca yıldır sürdürülen savaş politikalarının ülkeye büyük kayıplar yaşattığını ifade etti. Fedayet Aras, "Türkiye'ye savaş ne kazandırdı? Türkiye savaşla hiçbir yere gelemedi. O kadar can kaybedildi, o kadar anne ağladı. Kürtler kendi dilini istedi, başka bir şey istemedi. Kürt varlığı ve ana dili kabul edilmeli. Kürtlerin varlığını artık biliyorlar ama kabul etmiyorlar" şeklinde konuştu.   ‘Abdullah Öcalan’ın statüsü tanınmalı, anayasa paketi çıkarılmalı’   Yalova DEM Parti İl Eşbaşkanı Dilan Aygün, barışın ancak doğru bir muhataplık ilişkisiyle geliştirilebileceğini belirterek, yeni anayasa paketinde Kürt halkının haklarının yer alması gerektiğini söyledi. Dilan Aygün, "Biz kadınlar, Türkiye halklarının kardeşliğinden ve barışından yanayız. Tüm tutsaklara özgürlük istiyoruz. Biz kadınlar, barış için adım atın dedik ve bu adımları Önder Apo'nun öncülüğünde attık. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın statüsü bizim önceliğimizdir ve Kürt halkını temsilen muhatap alınarak statüsünün gerçekleşmesi gerekiyor. Eğer statüsü belirlenirse ve bayramdan sonraki 7 veya 8 maddelik anayasa paketi çıkarsa, barış öncülüğünde çalışmaların başlayacağını umut ediyoruz. Kürt kimliğinin ve dilinin resmi kurumlarda, anayasada tanımlanması gerekiyor” şeklinde konuştu. Dilan Aygün, tüm kadınlara süreci destekleme çağrısında bulundu.   ‘Kadın olmadan kalıcı barış sağlanamaz’   Savaşın bedelini en ağır şekilde kadınların ve çocukların ödediğini belirten Bursa DEM Parti İl Eşbaşkanı Abide Ok, bu nedenle 100 yıllık esareti kırma mücadelesinde kadın iradesinin belirleyici olduğunu ifade etti. Abide Ok, “Tarihte ilk olarak kadın köleleştirildi. Bu nedenle bu süreç kadınlar için oldukça anlamlı çünkü esareti kırmak istiyoruz. Çünkü barış, kadınların özgür olmasıyla gelir. Kalıcı barış ancak böyle sağlanır. Yani kadınların toplumu yeniden oluşturmasıyla, topluma yön vermesiyle olur. Sadece Kürt meselesi değil, sorun tüm kadınları ilgilendiriyor. Kadınlar eve, mutfağa kilitlenmiş. Savaş her şeye bahane edilmiş. Türküyle, Kürdüyle bütün kadınların soruna el atması ve sürece destek çıkması lazım” şeklinde dile getirdi.   'Özel savaş politikalarına karşı komünleri kuruyoruz'   Uludağ Üniversitesi Mezopotamya Öğrenci Komünü’nden Zelal Aslan ise gençlik ve kadınlar üzerinde yürütülen yozlaştırma politikalarına karşı örgütlü mücadeleyi büyüttüklerini dile getirdi. Zelal Aslan, “Biz öğrenciler olarak gençlerin asimilasyona uğramamasını ve temel haklarına sahip olmasını istiyoruz. Kadın bedeninin kullanılması, gençler üzerinde uyuşturucu ve fuhuş gibi özel savaş politikalarının yürütülmesi en temel sorunlarımızdır. Buna karşı biz, Uludağ Üniversitesi'nde Mezopotamya Öğrenci Komünü'nü kurduk. Gençlerin maddi ve manevi olarak desteklenmesi, anadilinde eğitim alması ve kadınlara özgür bir yaşam alanı üretilmesi gerekiyor. Bu temelde devletin bir an önce gereken adımları atmasını ve barış sürecini hızlandırmasını talep ediyoruz" dedi.