Eğitim Sen raporu: Yoksulluk ve eşitsizlik eğitimde derinleşiyor 2026-05-29 11:32:10   HABER MERKEZİ - Eğitim Sen Adana DEK Grubu’nun hazırladığı rapor, eğitimdeki eşitsizlikleri ve yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi. Öğrenci ailelerinin yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığı belirtilen raporda, çok sayıda çocuğun eğitim hakkından mahrum bırakılarak çalıştırıldığına dikkat çekildi.   Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Adana Demokratik Eğitim Komisyonu (DEK) Grubu tarafından hazırlanan rapor, Adana’daki öğrencilerin karşı karşıya kaldığı yoksulluk, eşitsizlik ve çalıştırılan çocuk sayısındaki artışı gözler önüne serdi. “Nasıl Bir Eğitim: Mevcut Yapı ve Durum Analizi ve Doğa-Kişi-Toplum İçin Demokratik Eğitim Modeli Önerisi” başlıklı raporda, 26 okulda eğitim gören 18 bin 316 öğrencinin durumunu ele aldı.    Rapor; ilkokul, ortaokul, Anadolu lisesi, imam hatip lisesi, mesleki ve teknik Anadolu liseleri ile özel gereksinimli öğrencilerin eğitim gördüğü okulları kapsıyor. Araştırma, öğrencilerin büyük bölümünün ekonomik yoksunluklar içerisinde eğitim yaşamını sürdürdüğünü ortaya koyuyor.    Ailelerin yüzde 90’ı yoksulluk sınırının altında   Rapora göre öğrenci ailelerinin yaklaşık yüzde 60’ı aylık 49 bin TL’nin altında gelir elde ediyor. Aylık geliri 100 bin TL ve üzeri olan ailelerin oranı ise yalnızca yüzde 9. Bu veriler, öğrencilerin yaklaşık yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında yaşayan hanelerde büyüdüğünü gösteriyor. Çocukların yüzde 40’ının düzenli harçlığı bulunmazken, yüzde 22,2’si ise çoğu gün harçlık alamıyor.    Erişilebilirlik ve eğitim olanakları yetersiz   Raporda okulların fiziki koşullarına da dikkat çekildi. İncelenen okulların yüzde 69,2’sinde asansör bulunmuyor. İşlevsel asansöre sahip okul oranı ise yalnızca yüzde 23,1. Özellikle mesleki ve teknik Anadolu liselerinde erişilebilirlik sorunlarının daha belirgin olduğu belirtiliyor.    Araştırma, seçmeli ders uygulamalarında da öğrencilerin tercih hakkının sınırlı kaldığını ortaya koydu. Okulların yarısında derslerin önceden belirlenmiş paketler halinde sunulduğu, birçok okulda ikinci yabancı dil seçeneğinin bulunmadığı kaydedildi. Meslek liselerinde ise bu sınırlamaların daha yaygın olduğu ifade edildi.    Anadilinde eğitim eksikliği sürüyor   Adana’daki öğrencilerin önemli bir bölümünün ana dilinin Türkçe dışında Kürtçe ve Arapça olduğu belirtilen raporda, okulların yüzde 90,5’inde anadil eğitimi seçeneğinin bulunmadığı vurgulandı. Rapora göre okulların yüzde 77,8’inde farklı anadile sahip öğrencilerin öğrenme güçlüğü yaşadığı ifade edildi. Ayrıca öğrenciler arasında dışlanma ve ayrımcılık vakalarının yaygın olduğu kaydedildi.    Cinsiyetçi kalıplar eğitim ortamlarında sürüyor   Rapor, eğitim ortamlarında toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de devam ettiğini ortaya koydu. “Kızlar şöyle davranır, erkekler böyle davranır” gibi kalıp ifadelerin okulların büyük bölümünde kullanıldığı belirtilirken, cinsiyetçi yaklaşımların öğrenciler üzerindeki etkisine dikkat çekildi.    Yoksulluk çocukları MESEM’lere yönlendiriyor   Raporda Mesleki Eğitim Merkezleri'nde (MESEM) bulunan çocukların durumuna da yer verildi. Araştırma, yoksulluk nedeniyle çok sayıda çocuğun eğitim hakkından uzaklaştırılarak çalıştırıldığını ortaya koydu. MESEM'lerde bulunan çocukların önemli bölümünün düşük gelirli ailelerden geldiği belirtilirken, öğrencilerin yarısından fazlasının haftada beş ila altı gün çalıştırıldığı kaydedildi. Çocukların yüzde 66'sının fazla çalıştırıldığı, büyük bölümünün ise tatil ve izin haklarından tam olarak yararlanamadığı ifade edildi.   Temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlar   Araştırmaya göre çocukların önemli bir bölümü temiz suya ve yeterli gıdaya erişimde sorun yaşıyor. Adana’da öğrencilerin yüzde 47’si haftanın büyük bölümünde kahvaltı yapmadan okula giderken, yaklaşık yarısı yanında meyve götüremiyor. İncelenen ilkokul, ortaokul ve liselerin büyük kısmında öğrencilere yemek hizmeti de sunulmuyor.    Rapor, eğitimde fırsat eşitsizliğinin derinleştiğine işaret ederken, çocukların eğitim hakkına tam ve eşit erişebilmesi için sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.