İstanbul’da binler somut adım atılması için yürüdü 2026-05-16 21:55:35   İSTANBUL- İstanbul’da binler "Barış için adım at" şiarıyla demokratik çözüm için yasal güvencelerin sağlanması çağrısında bulundu.    İstanbul'de Demokratik Kurummlar Platformu (DEKUP) öncülüğünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair yasal adım atılması talebiyle “Barış için Adım At” şiarıyla yürüyüş gerçekleştirildi. Kadıköy'de bulunan Altıyol'dan Kadıköy İskele Meydanı'na yapılan yürüyüşte bir araya gelen binler, ”Barış için adım at Gavek jibo aşitiye” yazılı pankartla yürüdü. Yürüyüşe çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile DEM Parti Milletvekili Keziban Konukçu da katıldı. Yürüyüşte sık sık “Biji berwxedana zindanan”, “Selam İmralı’ya bin selam”, “Siyasi tutsaklar onurumuzdur”, “Be serok Jiyan nabe”, “Jin jiyan azadi”, “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Barışın elçisi İmralı’dadır” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasının Kürtçesini DEM Parti İstanbul İl Örgütünden Çetin Yıldız Türkçesini ise DEM Parti Maltepe İlçe Yöneticisi Zeynep Erbağa Doğu okudu. .    ‘Abdullah Öcalan’ı savunuruz’   Basın açıklamasından önce söz alan DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, iktidarın halklar, inançlar arasında ayrımcılık yaprak duvarlar ördüğünü dile getirerek, bunun nedeninin iktidarın tarihsel olarak yürüttüğü politikalar olduğunu kaydetti. Kürt halkının kendi kendini yönetebileceği bir sistem örülebileceğini gördüklerini dile getiren Arife Çınar, “Ama belediyelerimize kayyum atadılar. Emekçilerin kadınların, halkların sözü olmasın diye kayyım atadılar. CHP aldığı oylarla il ilçeleri yönetme sonucu aldı ama yine kayyum atandı. Bu ülkede farklı kimliklerin olduğunu da, tek bir parti olmadığını da herkes biliyor. Yüz yıllık devlet aklı ile halkların yaşayamayacağını herkes biliyor. Bu nedenle 52 yıldır savaş sürüyor ve durduran da Sayın Abdullah Öcalan olmuştur. Sürekli polisin ‘Biji serok Apo’ sloganı atmayacak diyor. Doğanın rantçılara değil halka ait olduğunu, kadın özgürlüğünü, halkların eşit özgür koşullarda yaşamasını istiyorsa Sayın Öcalan’ın felsefesini savunacağız. Sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bu felsefe yaşam bulmuştur Rojava’da yaşam bulmuştur. Halklar olarak bu düşüncenin önüne geçemeyiz, savunuruz” dedi.   ‘Süreç adım atılırsa yürür’   Hala siyasi tutsakların ve parti vekillerinin tutsak olduğunu hatırlatan Arife Çınar, bir yılı aşkın süredir müzakere sürecinin devam ettiğini ve iktidarın da sürecin tarafı olduğunu yineledi. Apocu Hareket'in somut adımlar attığını dile getiren Arife Çınar, “Yasal düzenlemeler hala yapılmadı. Bir tıkanma süreci yaşanmakta. Dünya deneyimlerinde müzakere süreçlerinde İki tarafına adım atmasıyla yürür. Sadece silahların susması değil, bu sürecin bir noktaya evirilmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ancak en basit adımlar bile atılmıyor. Hasta tutsaklar bile bırakılmıyor. Kürt sorununun demokratik çözümü için alanlarda olacağız. Bu süreci yürüyen yetkililer bir an önce adım somut adımlar atmalıdır. Yapılan toplantılarda halkların barış talebi var. Oysa halkın talebi esas alınmayıp dar çıkarcı hesaplar üzerinden yürütülen politikalar var. Biz bu topraklarsa barış için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye belirtti.    ‘Abdullah Öcalan’ın statüsü kabul edilmelidir’   Ardından söz alan DEM Parti İstanbul Milletvekili Keziban Konukçu da alanlarda olacaklarını belirterek, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması ve statüsünün kabul edilmesi çağrısında bulundu. Keziban Konukçu, “Barış ve Demokratik Toplum süreci dendi çünkü barış ve demokrasi birbiri ile kopmaz bağlarla bağlı. Demokrasi yoksa barış olmuyor. Bir taraf sürekli adım ararken diğerinin adım atmaması sorunludur. Sayın Öcalan’la siz görüşüyorsunuz. Slogandan neden rahatsız oluyorsunuz? Bu zihniyet değişecek. Bu coğrafyada barış sadece Kürt halkına değil Türkiye halklarının hepsine lazım. Barışın olmadığı yerde milyonlar açlık sınırı altında taşıyor. Barış olduğunda herkesle birlikte yaşayabileceğimiz bir ülkeyi birlikte inşa edeceğiz” ifadelerini kullandı.   ‘Sözünüzün arkasında olun, tutarlı olun’   Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, süreçten beklentilerinin yüksek olsa da birçok şeyin hala aksak olduğunu belirtti. Hakan Öztürk, “Gereken yerine getirilmiş Kürt halkı adım atmış ise ne bekleniyor? İlk adımın atılmasını bekliyor Kürt halkı. Koşullar olgunlaştı sözünüzün peşinde olun, ciddi olun, tutarlı olun, mantıklı olun. Figen Yüksekdağ’ı Selahattin Demirtaş’ı, Gezi tutsaklarını hapishanede tutmanın anlamı var mıdır? Avrupa’nın ve Türkiye’nin yüksek mahkemelerine uyun ve tutsakları bırakın. İlk adımı atın ve bu geri dönüşün yolu kapansın. İkincisi; akla, demokrasiye uymayan kayyım uygulamasını bitirin. Üçüncüsü, böyle keyfi infaz yasası uygulanamaz, hasta tutsakları serbest bırakın. Dördüncü olarak geçiş döneminin yasalarını çıkarın. Son olarak Öcalan açıklamaları ile gidişatı değiştirdiyse onun koşullarını değiştirin ki daha ciddi adımlar atalım” diye konuştu.    ‘Kürt halkı özgür olmadan demokrasi olmaz’   Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) adına da Musa Piroğlu söz aldı. Kürt halkının dilini yasakladıklarını, kayyımlar atandığını ancak diz çökmediğini dile getiren Musa Piroğlu, “Şimdi barış istiyoruz. Biliyoruz ki kimse vermeyecek. Lütuf istemiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz. Dilimizi kimliğimizi insanca yaşama hakkımızı istiyoruz. Barışı istiyoruz ve alacağız. Çetelerin kadın katillerinin özgürce gezdiği bu ülkede adalet arıyoruz. Sefalete karşı adil dünya istiyoruz. Özgürlük istiyoruz ve onun için direnmeye devam edeceğiz. Kürt halkı özgür olmadan demokrasi olmaz. Demokrasi olmadan barış da özgürlük de gelmeyecek” diye kaydetti.    ‘NATO konferansı yaptırılmamalıdır’   EMEP İl Örgütü adına söz alan Alişan Doğan, savaşlarda emekçilerin çocuklarının katledildiğini belirterek insanca bir yaşamın ancak emek mücadelesi ile halkların barış mücadelesiyle birleşince arzu edilen barışçı ülkenin kurulmasının mümkün olacağını belirtti. İktidarın faşist bir rejim inşa etmek istediğini dile getiren Ali Şendoğan, “Barış gelecekse demokrasiden yana güçlerin birleşmesiyle gelecek. Bütün siyasi tutsaklar serbest bırakılsın, Kürtlerin anadilde eğitim hakkı, ulusal hakları Anayasal güvence altına alınmalıdır. Bunlar gerçekleşmeden iktidarın her türlü beklentisi boştur” dedi. Ali Şendoğan emperyalistlerin her gittiği yerde savaş götürdüğünü belirterek NATO’nun 7-8 Temmuz’da Türkiye’de gerçekleştireceği konferansını yaptırmayacaklarını söyledi.    ‘15 aydır somut bir adım atılmadı’   Konuşmaların ardından basın açıklaması okundu. Açıklamada barış çağrılarının ardından geçen 15 aylık süreçte devlet kanadından kalıcı bir irade beyanı gelmediği belirtilirken. Meclis Komisyonu raporu dışında hiçbir somut adımın atılmadığı dile getirildi. İktidarın süreci oyalama taktiği güttüğü vurgulanan açıklamada, “Sayın Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının üzerinden tam 15 ay geçti. Hem bölgesel hem de küresel düzeyde büyük bir yankı uyandıran bu çağrı, yüzyılı bulan Kürt meselesinin çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi için başta Kürt halkı olmak üzere tüm Türkiye halklarında büyük bir umut yarattı. Sayın Öcalan’ın çağrısının ertesi günü, hareketi ateşkes ilan etti ve iki ay sonra da 12. Kongre’sini toplayarak kendisini feshetti. Akabinde 30 kişilik Barış ve Demokratik Toplum grubu silah yakma eylemini gerçekleştirerek 40 yılı aşkındır sürdürdüğü silahlı mücadeleye son vermeye dönük bir irade gösterdi. 26 Ekim 2025 tarihinde ise Türkiye sınırları dışına kararını uygulamaya başladıklarını tüm dünya kamuoyuna deklare etti” denildi.   ‘Zaman bekleme değil adım atma zamanıdır’   Tecrit, kayyım rejimi ve cezaevlerindeki hak ihlalleri devam ederken halkların, kadınların ve gençlerin barışta ısrarcı olduğu dile getirilen açıklamada, yasal güvencelerin bir an önce sağlanması gerektiği kaydedildi. İktidarın samimiyet testinden geçemediği söylenilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit ortak yaşamın ancak barışla taçlanabilir. Oysa milyonların talebi olan barışa en yakın olduğumuz bir eşikteyiz. Zaman beklemenin, ötelemenin değil; adım atmanın zamanıdır. Kürt meselesinin demokratik çözümü için, eşitlik adalet ve demokrasi için, kayyım rejimine son verilmesi için, hasta ve siyasi tutsakların özgürlüğü için, anadilinde eğitim hakkı için, antidemokratik, hukuksuz tüm uygulamalara dur demek için bugün adım atıyoruz. Bizler barışta, demokratik bir cumhuriyette, eşitlik ve özgürlükte ısrarcıyız. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halkların eşit ve özgür bir arada yaşam iradesini barışla taçlandıracağız. Bunun için mücadele etmekten bir an dahi geri durmayacağız.”   Açıklama sloganlarla son buldu. Öte yandan “Biji serok Apo” sloganı attığı gerekçesiyle üç kişi gözaltına alındı.