Sürecin önündeki engel: Devletin söz ve pratiğinin bir olmaması 2026-04-09 09:02:19   WAN - Demokratik toplum sürecinde devletin somut adım atmamasına dair değerlendirmelerde bulunan DBP Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, “Devletin söz ve pratiği bir olmalı. Çünkü halkı güvensizleştiren şey de devletin söz ve pratiğinin aynı olmaması. Mesele İmralı’da bir ev yapılması, Sayın Öcalan’ın oraya geçmesi değildir. Statüsü tanınmalı, İmralı’nın yolu açılmalı ve umut hakkı uygulanmalı” dedi.   “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” devam ederken, yaşamın her alanından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü ve yasal düzenleme için adım atılması yönünde ses yükseliyor. Süreç içerisinde devletin somut adım atmaması güvensizlik ortamı yaratırken, halk bir an önce devletin söz ve pratiğinin bir olması yönünde çağrısını gerçekleştiriyor. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, sürece dair değerlendirmelerde bulundu.   ‘Devlet 100 yıllık inkar kodlarıyla hareket etmeye çalışıyor’   Bir yılı aşkın süredir Barış ve Demokratik Toplum sürecinde 2’nci aşamaya geçildiğini söyleyen Gönül Uzunay, süreç içerisinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ve özgürlük hareketinin somut adımlar attığını, ancak devlet tarafında somut adım atılmadığının altını çizdi. Gönül Uzunay, “MHP Lideri Bahçeli bazı sözler kuruyor ama somut adım atılmadı. Somut adım atılmadan kurulan sözlerin bir önemi olmuyor. Devletin adım atmaması, beraberinde halkta güvensizlik yaratılmasına neden oluyor. 100 yıl boyunca Kürtler hukukun dışında bırakıldı, sanki hiç bu topraklarda yaşamamış gibi gösterildi ve ‘terör’ olarak lanse edildi. 50 yıldır devam eden savaş, faşizmi ve ayrımcılığı derinleştirdi. Sayın Öcalan’ın çağrısı da hem devletle hem de toplumla bir barışın sağlanması ve demokratik entegrasyon ile birlikte Kürtlerin hukuksal olarak tanınması içindir. Demokratik toplum süreci için de hukuki adımlar atılmalı. Devlet 100 yıllık inkar kodlarıyla hareket etmeye çalışıyor. Meclis’te komisyon kurulması önemliydi ama Kürt meselesi raporda hala ‘terör’ kapsamında ele alındı. Sürecin ilerlemesi için devlet, Kürt meselesini sahici olarak ele almalı ve bu sorunun neden ortaya çıktığını bilmeli” dedi.   ‘Halkı güvensizleştiren şey de devletin söz ve pratiğinin aynı olmaması’   Başta Kürt halkının mücadelesi olmak üzere dünyada yaşanan savaşların sürecin başlamasına neden olduğunu ifade eden Gönül Uzunay, “Türkiye’nin demokratikleşmemesinin nedeni Kürt sorununun çözümsüzlüğüdür. Bahçeli, devlet aklı olarak adım attı. AKP, Bahçeli’ye göre bir adım geride duruyor. AKP, kendi çıkarlarına göre düşünüyor, ona göre adım atıyor. Ama her ikisi de dünyadaki gelişmelere göre adım atıyorlar; ondan dolayı zamana yayıyorlar ve kendilerine göre bir çözüm üretmek istiyorlar. Kürt sorunu bu şekilde çözülmez. Sorunun çözümü için cesaret gerekli. Türkiye, devam eden hegemonik savaşlardan kendini korumak istiyorsa demokrasiyi inşa etmek ve Kürt halkının hakkını tanımak zorunda. Yani duruma göre inkâra devam edeyim ya da barışayım demek herkese kaybettirir. Devlet, ikinci aşamada sürece uygun olarak bir an önce sorunun çözümü için adım atmalı. Devletin söz ve pratiği bir olmalı. Çünkü halkı güvensizleştiren şey de devletin söz ve pratiğinin aynı olmaması. Eğer çözüm istiyorlarsa hukuksal adım atmalılar” diye belirtti.     Mesele ev değil: Statü tanınmalı, umut hakkı uygulanmalı   Gönül Uzunay, son olarak şunları dile getirdi: “Sayın Öcalan sıradan bir insan değil, baş müzakerecidir. Sayın Öcalan’ın statüsü yasal olarak artık tanınmalı. Sayın Öcalan milyonlarca Kürdün, demokrasi isteyen insanların, ekoloji ve kadın mücadelesi yürütenlerin muhatabıdır. Sayın Öcalan, 27 yıldır hukuksuz bir şekilde İmralı Cezaevi’nde tutuluyor. Mesele İmralı’da bir ev yapılması, Sayın Öcalan’ın oraya geçmesi değildir. Statüsü tanınmalı, İmralı’nın yolu açılmalı ve umut hakkı uygulanmalı. Her kesimden insan gidip Sayın Öcalan’ı görebilmeli. Devlet tarafı özgür koşullarda topluma konuşabiliyor ama baş müzakereci Sayın Öcalan tecrit altında tutuluyor. Bir an önce Sayın Öcalan’ın umut hakkı uygulanmalı. Diğer yandan Sayın Öcalan yıllardır Mezopotamya ve Anadolu halklarının birlikte yaşamını savunuyor. Kürtlerin amacı her zaman birlikte yaşam oldu ama tekçi politika ile Kürtler her zaman dışlanan oldu. Toplum yıllardır zorla bir savaşın içerisine sürüklendi. Bundan sonraki süreçte birlikte yaşam için toplum, Sayın Abdullah Öcalan’ın son mesajını sahiplenmeli ve devletin adım atması için zorlamalı. Bu süreç fırsat olarak görülmeli. Yeni yaşamı halklar birlikte kurmalı. Demokratik bir birlik sağlanmalı. Kürtlerin dili, kültürü tanınmalı, tutsakların serbest bırakılması gerekiyor, demokratik siyaset için hukuki adımlar atılmalı.”