HDK İzmir’den 'Barış ve adalet' paneli 2026-02-22 17:04:51    İZMİR -  HDK İzmir Meclisleri’nin “Barış ve Adalet” başlığıyla gerçekleştirdiği panelde, Türkiye tarihinin bir katliamlar tarihi olduğu ve tekçi rejimin bunun üzerine kurulduğu vurgulandı.   Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İzmir Meclisleri, "Barış ve Adalet" konulu paneli Kültürpark içindeki Gençlik Tiyatrosu'nda düzenledi. Panele Suruç için Adalet Platformu Avukatı Özlem Gümüştaş, siyasetçi Zeynep Altıok, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski milletvekili Mahmut Toğrul ve 10 Ekim Barış Derneği Eş Sözcüsü İshak Kocabıyık konuşmacı olarak katıldı.   ‘Zaman aşımı tehdidini yaşayan birçok katliam dosyası var’   Saygı duruşu ile başlayan panelde ilk olarak konuşan Zeynep Altıok, Madımak Katliamını anlattı. "Eğer birbirimize hatırlattığımız şeyleri, geleceğe aktarmak, hiç duymayanlara bahsedebilmek istiyorsak, günün koşulundaki bağını kurarak konuşmalıyız" diyen Zeynep Aktıok, "Aslında bir anlamda kendimizi yineliyor bir yandan da yinelemiyoruz. Acı ve karanlık kendi izini bularak bir yerlere gidiyor. Türkiye'de toplu ölümlerin en uzun süre devam eden davası zaman aşımı ile 2013'de kapatılmak istendi. Firari sanıklar bakımından devam eden ikinci dava içinde bu yapıldı. Bu sistemli yaklaşıma bugünden geriye baktığımızda zaman aşımı kararıyla birlikte nihai karar çıkmadan önce keyfi bir kararla katillerden iki tanesi serbest kalmıştı. Hüküm giymiş tüm katilleri serbest bırakacak bir ilke imza attılar. Zaman aşımı tehdidini yaşayan birçok katliam dosyası var" dedi.   Sivas Katliamı davasında asıl örgütleyenler, destek olanlar ve görevini yerine getirmeyen kolluğun yargılanmadığını vurgulayan Zeynep Altıok, "Eylemciler arasından sadece 94'ü yargı önüne taşınmıştı. Dava sürecinde koruyucu akıl gündeme geldi. Aynı dönem Hizbullah'ın da katliamları vardı. Onların hepsi serbest kalırken, barış isteyen siyasetçiler, adalet isteyen emekçiler ve geçinebilmek isteyen emekliler tutuklanıyor. Bu sistemin içinde daha büyük acılar, savaşlar devam ederken birleşik mücadele hattında buluşmaya ihtiyacımız var. Birbirimiz için herkesin eşit yaşam hakkı için birbirimizin uğradığı adaletsizliğe ses çıkarmak insan sorumluluğumuzdur" diye konuştu.   ‘Türkiye tarihi, katliamlar tarihidir’   Türkiye tarihinin bir katliamlar tarihi olduğunu kaydeden Mahmut Toğrul da Suriye iç savaşının başlamasıyla birlikte dünyadaki tüm El-Kaidecilerin Antep üzerinden Suriye'ye aktığını anımsattı. Bilinçli ihmalkarlıklar sonucunda Reyhanlı'da başlayan, HDP binalarının bombalanması, Amed mitingi, Suruç, Ankara Gar ve Antep katliamları ile devam eden bir süreç yaşandığını ifade eden Mahmut Toğrul, "Hepsinin tek ortak noktası, Türkiye'de Kürt mücadelesiyle ortaklaşmak isteyenlerin hedef alınması ve hepsinin Antep üzerinden geçmesi. O dönemde Antep'in arka sokaklarında sayısız derneğin kurulduğu bir zemin vardı. 2015-2016 döneminde bu durum hakkında hükümeti uyarmamıza rağmen, hep bir ağızdan 'Antep'i karalıyorsunuz' diyenler bu patlamalar karşısında sessiz kaldı. Öyle bir hava oluşmuştu ki Antep'te IŞİD'le ilgili bilinmeyen bir şey yoktu. Açılan bir davada gördüğümüz gibi çetelerin nereden geldiği, nerede konakladığı, nasıl geçiş yaptıklarına varana kadar hepsinin bilgisi Antep Emniyeti'nde var. Bilinmeyen hiçbir şey yok" diye belirtti.   ‘Türkiye’nin kırılma noktalarından biri, 2015 saldırıları’   Türkiye'nin yakın tarihteki kırılma noktalarından birinin de 2015'de yaşanan saldırılar olduğunu belirten İshak Kocabıyık da o dönemki katliamlardan sorumlu olan Adıyaman merkezli IŞİD hücresi gibi onlarca hücrenin daha bulunduğunu kaydetti. Devletin bu hücreyi 10 ay önceden itibaren teknik takibe aldığını anımsatan İshak Kocabıyık, "Katliamdan bir saat sonra Antep'de bir tane dernek kendini kapatma kararı alıyor. Bu hücrenin üyeleri aynı zamanda bu derneğin de üyesi. Bunu da ortaya çıkardık. Ancak mahkemede olmadık eziyetleri gördük, derneğimizi kapattılar, adalet istediğimiz için mahkemenin huzurunu bozmaktan kaynaklı hakkımızda davalar açıldı, cezalar verildi. Mahkeme heyetinin bütün bunları eziyet olsun diye yapmasının yanı sıra esas sebebi devletin bu katliamlardaki dahlinin ortaya çıkmasını engellemek. Mahkeme öyle bir karar oluşturdu ki sanki devletin bu işte bilgisi ve parmağı yokmuş gibi. Tutuklu sanıklardan 9'una 101 kez ağırlaştırılmış hapis cezası verdiler. Sivas katliamı ve Hizbullah davasında gördük, katilleri serbest bıraktılar. O yüzden bizim için defterler dolusu cezanın bir manası yok" diye belirtti.   ‘2015’ten sonra yaşananları konuşmak barış ve adalet için önemli’   Son olarak konuşan Özlem Gümüştaş ise "Türkiye, tekçi devlet yapısına karşı olarak görünen her şeyin sistematik olarak yok edildiği bir tarih, coğrafya. Katliam serileri üzerinden bir rejim değişikliği yaşandı. Rejim bütün bir katliam tarihi üzerine tekçi anlayışı böyle bir terör üzerine inşa etti. 2015 sonrasında gelişen siyasi düzeni konuşmak barış ve adalet için en önemli halka. Bu yıllar aydınlığa kavuşmadığı sürece barış ve toplumsal adaletten söz etmek mümkün değil. Adalet, barış özgürlük kavramlarını tekrar hatırlatmak bunların 'terör' ile ifadelendirilmesine karşı çıkmak için bunları konuşmak zorundayız. Yargının bu tip olaylarda bir olayı örtmek, zaman aşımına itme gibi mekanizmalarının işlediği bir süreç işletildi. Ailelere sistematik bir zulüm yapıldı. Ölenlerin neden öldüğü, öldürenlerin neden öldürüldüğü tarif edilmiyordu. Basit bir öldürme suçlamasıyla açılan davalarda bir milim ileri gitmeden sonlandırıldı" diye aktardı.   Suruç katliamı davasında aranan sanık Deniz Büyükçelebi'nin yaralanarak Konya'da tedavi edildiğine dair bilgiler olmasına rağmen halen bulunamadığını söyleyen Özlem Gümüştaş, "Rejimin bu davalar karşısında merkezi bir iradeyle hareket ettiğini görüyoruz. Herhangi bir esneyeme izin bile vermiyorlar. Ezkaza taleplerimizi kabul eden yargı mensuplarının hızlıca görev yerleri değiştirildi. Hiçbir katliam tesadüfi değildir, onu koruyan bir kolluk mekanizması, görmezden gelen idari  amirler her zaman vardır. Bu bir devlet anlayışıdır. Burada savunma yaparken teknik hukuk tartışması olmaz. Sokakta yürüttüğümüz mücadelenin mahkemede de yürütülmesidir" diye konuştu.   Panel soru-cevap kısmıyla sona erdi.