‘Toplumu kadınlar üzerinden vurmak istiyorlar’ 2026-02-03 09:03:11   İSTANBUL - HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı Rojava’da ve dört parça Kürdistan’da süren direniş devam ederken, saldırılara tepki gösteren kadınlar, toplumun kadınlar üzerinden vurulmak istendiğini belirterek, buna karşı mücadelenin büyütülmesi çağrısında bulundu.   HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin 6 Ocak’ta Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük başlattığı saldırılara karşı başta Rojava halkı olmak üzere Kürdistan ve dünyanın birçok yerinde Kürtler öncülüğünde gerçekleştirilen eylemler devam ediyor. Rojava halkının saldırılar karşısında özsavunmaya geçtiği bölgede, 30 Ocak’ta QSD tarafından yapılan açıklamayla, Şam Yönetimi ile Özerk Yönetim arasında anlaşma imzalandığı duyuruldu. Özellikle kadın bedeni ve devrimine yönelen saldırılar, ulusal birlik, dayanışma ve kadın mücadelesinin önemini yeniden gündeme getirirken, savaşın son bulması, kadın mücadelesinin güçlendirilmesi çağrıları sıklıkla yineleniyor. İstanbul’da mikrofon uzattığımız kadınlar da barışın sağlanması ve kadın bedeninin savaş politikalarına alet edilmesine son verilmesi taleplerini dile getirdi.   ‘Toplum kadın bedeni üzerinden vurulmak istendi’   Yazar Şerefnaz Altınsoy, Kürt halkının son yüzyılda ağır katliamlar ve baskılarla karşı karşıya kaldığını belirterek, gelinen noktada Kürtlerin kendi siyasal çıkarlarının ve ortak hedeflerinin daha fazla farkında olduğunu ifade etti. Şerefnaz Altınsoy, “Kürtler dört parçada bölünmüş olsa da Rojava hepimizin kalbidir. Bütün Kürtler oraya odaklandı ve mücadele ediyor. Oradaki IŞİD saldırıları bugün yapılmış bir hesap değil. Kadın İslam coğrafyasında bir meta, bir değeri yok. Bir toplumu düşürmek için kadın bedeni üzerinden vurmak istiyorlar. Bu kabul edilemez” dedi.   ‘Kürt kimliğim her şeyden önce geliyor’   Ev işçisi Dercan Kuzey ise Kürtlerin, dünya güçleri karşısında güçlü bir duruş sergilediğini vurgulayarak, bunun toplumsal açıdan saygı duyulması ve gurur kaynağı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Dercan Kuzey, “Kürdistan’ın dört parçasında verilen mücadelenin devamının geleceğini düşünüyorum. Benim iki kimliğim var, başörtüsü ve Kürt kimliği. Kürt kimliğim tüm kimliklerimden önce geliyor. Başörtü kimliğimle IŞİD beni temsil etmiyor. IŞİD kendi üzerinden yaymak istediği ideolojiyi kadın bedeni üzerinden tasvir ediyor ve bunu yaparken tek başına değil, dış ülkelerin güçlerini arkasına alarak yapıyor” ifadelerini kullandı.   ‘Barış sürecinde bu saldırılar kabul edilemez’   Emekli işçi Bilsen Özdoğan Kürtlere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’de barış sürecinin tartışıldığı bir dönemde, komşu coğrafyada savaşın sürmesi halklar ve özellikle kadınlar açısından kabul edilemez. Daha çok alanlara çıkıp daha fazla ses getirmeliyiz. Orada çocukların öldürülmesi, kadınlara yapılan baskılar tam bir vahşet. Bu direniş daha çok büyütülmelidir. Kürt kadınları her zaman alanlarda oldu. Kürt kadınlarının tek talebi barıştır” şeklinde konuştu.   ‘Kürt kadınları mücadele hattını taşıdı’   Müşteri temsilcisi Yeliz Vergili de, Rojava, Suriye ve İran’da süren baskılara karşı kadın mücadelesinin güçlü biçimde devam ettiğine işaret ederken, Kürt kadınların farklı coğrafyalarda mücadele hattını büyüttüğünü dile getirdi. Yeliz Vergili son olarak şu ifadeleri kullandı: “Rojava, özellikle kamuoyunda ‘kadın devrimi’ ile anılıyor. Bu aynı zamanda kadın mücadelesiyle sınırlı değil, toplumsal dönüşümü hedefleyen daha geniş bir mücadele.  Rojava, kadın eşitliğini, ekolojiyi koruyan ve bir Kürt olarak ulusal kimliğime sahip çıkan, aynı zamanda tüm halkların kimliğine sahip çıkan bir yer. Kadınların direnişi tüm dünyayı etkiliyor. Bir kadın arkadaşın katledilmesi ve saç örgüsünün kesilmesi dünya çapında kadınlar arasında bir dayanışmayı sağlıyor. Belli noktalara baktığımız zaman kadınlar birçok kimliğini bırakarak sadece kadın kimliğine sahip çıkarak örgütleniyor.”