Hukuk örgütlerinden Riha'da gözaltılara ilişkin açıklama 2026-01-23 17:33:21   RIHA – Riha'daki hukuk kurumları, Rojava’ya saldırı protestolarında gözaltına alınanlara şiddetin yöntem olarak kullanıldığını belirterek, "Rojava’ya yönelik saldırganlık, yalnızca sınır ötesi bir dış politika tercihi değil; Türkiye’de barış ihtimalini bilinçli biçimde sabote eden bir stratejidir” dedi.   HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelerin Rojava’ya yönelik saldırılarını Riha merkez, Wêranşar ve Pirsûs ilçelerinde protesto eden kitleye polisin saldırısı sonucunda çok sayıda kişi yaralanırken, çok sayıda kişi de gözaltına alındı.   Polis saldırılarına dair Riha Barosu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Riha Şubeleri, Riha Barosu’nda açıklama yaptı.   Açıklama metnini ÖHD Riha Şube Eşbaşkanı Gül Fehime Binici okudu.      En az 18 kişi gözaltına alındı   Gözaltına alınanlar hakkında bilgi veren Gül Fehime Binici, “Pirsûs’ta yapılan eylemde 7, Riha Merkez’de 2 ve Wêranşar’da 9 kişi gözaltına alınmış olup henüz ismi tespit edilemeyen birçok kişi olduğunu biliyoruz. Gözaltı bilgileri avukatların ve hukuk örgütlerinin çabaları sonucu elde edilmekte olup, kişilerin aileleri de kolluk tarafından bilgilendirilmemektedir. Her üç merkezde de gözaltına alınan yurttaşların tamamının darp edildiği, kolluk kuvvetlerinin fiili şiddeti bir yöntem olarak kullandığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. İşkence ve kötü muamele, hiçbir koşulda meşrulaştırılamaz; olağanüstü hal, güvenlik gerekçesi, kamu düzeni gibi gerekçeler dahi bu yasağın istisnası olamaz. Suruç’ta gözaltına alınan yurttaşlara akşam saatlerinde yemek ve su verilmemiştir. Ayrıca dışarıdan yemek ve su ulaştırmak isteyen avukatlara kolluk tarafından engel olunmuştur” dedi.   ‘Türkiye’de barış ihtimalini bilinçli biçimde sabote eden bir stratejidir’   “Rojava’da yürütülen sistematik baskı politikaları, askeri operasyonlar, insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırılar ve sivil yerleşimlerin hedef alınması, yalnızca bir ‘güvenlik’ meselesi olarak sunulamaz” diyen Gül Fehime Binici, “Türkiye’nin Rojava’ya askeri, ekonomik ve siyasi olarak sıkıştıran tutumu, aynı zamanda Türkiye’de yeniden bir barış sürecinin önünü tıkayan temel faktörlerden biridir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözüm ihtimali, Rojava’da Kürtlerin statüsüz bırakılması ve kazanımlarının tasfiyesi hedefiyle çelişmektedir. Bu nedenle Rojava’ya yönelik saldırganlık, yalnızca sınır ötesi bir dış politika tercihi değil; Türkiye’de barış ihtimalini bilinçli biçimde sabote eden bir stratejidir” ifadelerini kullandı.   'Kürt halkının varlığını ve iradesini hedef almakta'   Urfa Valiliği tarafından il genelinde 3 günlük toplantı ve gösteri yürüyüşü kararı getirildiğini belirten Gül Fehime Binici, açıklamanın devamında şunları söyledi: “Hukukun üstünlüğü ilkesini zedeleyen ve keyfi nitelik taşıyan bu idari işlem karşısında sessiz kalmayacağımızı, söz konusu yasaklama kararının iptali için idari yargı nezdinde dava açacağımızı belirtiyoruz. Tüm bu yaşananlar, Türkiye’nin Rojava’ya yönelik politikalarından bağımsız değildir; aksine bu politikaların içeride ve dışarıda birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olduğu açıktır. Rojava’da Kürt halkının öz yönetim iradesine, demokratik kazanımlarına ve çok kimlikli, çok inançlı bir yaşam modeline yönelen saldırgan ve kuşatıcı tutum; Türkiye sınırları içinde Kürtlerin demokratik hak taleplerine, barışçıl itirazlarına ve siyasal katılım arayışlarına karşı sergilenen tahammülsüzlükle doğrudan bağlantılıdır. Aynı inkârcı ve güvenlikçi zihniyet, sınırın her iki tarafında da Kürt halkının varlığını ve iradesini hedef almaktadır.”